09 Ağustos 2024
Baba...
Bak ne diyeceğim Yedigey, senin kızlarına da benim çocuklarla birlikte okuma-yazma öğreteyim. Ne dersiniz ?Çocuklar iyi arkadaş oldular, hep beraber oynuyorlar.Gündüzleri sizde kalırlar, akşamları ise bize gelirler ve ben onlara ders veririm. Benim bu isteğim, yapacak işim olmadığından değildir, bunu anlarsın. Burası uzak, kuytuda unutulmuş bir yer, her şey kısıtlı, bunun için de çocuklarla çok ilgilenmek gerek. Öyle bir çağa geldik ki herkesin bir çok şeyi küçük yaştan öğrenmesi gerekiyor. Bugünün bir karış çocukları, dünün koca adamlarından daha çok şey bilmek zorunda. Yoksa doğru dürüst eğitim yapamaz, bilgili olamazlar.
Abutalip'in bu çırpınışını, bu çabalarının asıl sebebini Yedigey ancak o felâketten sonra anlayabildi. İlk zamanlar onun, Boranlı'nın köreltici hayat şartları içinde bir eski öğretmen olarak, çocuklarına ancak böyle yardımcı olma çalıştığını sanmıştı. Meğer adam, başına gelecekleri biliyormuş gibi, çocuklarına kendinden olabildiği kadar çok şey vermek, onların zihninde, hafızasında daha çok yer etmek ve onlarda yaşamak istiyormuş.
Abutalip akşam işten döndüğü zaman karısı Zarife ile birlikte, kendi çocukları ve Yedigey'in kızları için evi bir çocuk bahçesine dönüştürürlerdi. Çocuklar harfleri, heceleri öğrenirler, oyun oynar, resim yapar, masal dinler, şarkı söylerlerdi. Bazen bir yarış hâline getirirlerdi bunları. Yedigey bu ders saatlerini pek ilginç bulur ve bazen o da gelirdi. Ukubala da ara sıra bir bahane uydurur, o da gelirdi kızlarının ne yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını görmeye. Boranlı Yedigey, onları görünce çok heyecanlanır, duygulanırdı. İşte, okumuş insan, öğretmen böyle olurdu, böyle yapardı!
Gün Olur Asra Bedel
Cengiz Aytmatov