Genç göstermek güzel olmak anlamına gelmez
Ben otuzlarının başında bir milenyumluyum. Küçükken herkes 30 olmayı korkunç bir şey gibi gösteriyordu ve üzüleceğimi sanıyordum ama öyle olmadı. Çünkü büyümek kötü bir şey değil ve gençlik her zaman mutluluk anlamına gelmez. (Gençlik ve spor bakanlığının etkinliklerine artık katılamayacak olmam beni yaralamıştı tabii) Yaşımı göstermeyen biriyim. Bence eğlenceli bir şey çünkü insanların tepkileri komik. Ama "Çok genç duruyorsun" bence bir iltifat değil. Kimse bana genç dedi diye "güzel" dediğini düşünmedim. Hatta yirmilerin başında ergen gibi görünmek beni çok mutlu etmemişti. Ayrıca yaşımı bilmeden bana yürüyen yetişkinlerin hepsinin sorunlu olduğunu düşünüyorsun ister istemez. "Genç göstermek" özellikle 30 yaşında veya daha genç isen tuhaf bir güzellik algısı. Neden yetişkin bir kadın erkeklerin ilgisini çekmek için çocuk gibi görünmeye çalışsın ve neden koca koca adamlar bunu çekici bulsun?!?!?! Bu iğrenç konu bir yana, nedense bizim neslin çoğunlukla daha genç gösterdiğini görüyorum. Ve bizden sonraki nesil de daha çabuk olgunlaşıyor ve belki yıpranıyor haklı olarak. Tabii istisnalar var. Bir kaç sene önce uzun sürenin ardından ilk defa 15 yaşında gösteren bir 15 yaşında çocukla karşılaştım ve sınıftaki herkesten çok küçük göründüğü için şikayet ediyordu. Peki bunları neden yazıyorum. Çünkü az önce 3 haftalık bir yorumuma yanıt geldi. Kadının biri bir videoya kendi yaşı ve görünümü hakkında bir yorum yapmıştı ve ben de "Sanırım bizim neslin özelliği, genelde z kuşağından küçük gösteriyoruz. Ben de bütün genç arkadaşlarımdan küçük görünüyorum" yazmıştım. Başka biri yanıt vermiş [İngilizceden çeviri] "İşte kendini z kuşağından genç sanan sanrılı (delulu diye yazmış bir de 🙄 ) bir milenyumlu daha. Bunu sana söylediğim için üzgünüm ama hepniz yaşlı gösteriyorsunuz
İnsan ve Hayat
Diyarbakır - Ergani Hilar Kaya Mezarları 1979 yılında Çayönü Kazıları kapsamında Alman meslekdaşlarımızla birlikte kazılmıştır. O dönem aralıksız yağan yoğun yağmur nedeniyle kazı açmasının üzerine seralardaki gibi naylon bir örtü yapmıştık. Islanan metrelerce toprağı kaldırabilmek ise ayrı bir sorundu. Kaya Mezarlarının bazılarının ön yüzlerinde yer alan kabartmalarda görülen giysilerin çoğunlukla İran üslubunda olması, yazıtlarda ise Kuzey Suriye Sami yazısına ve eski Süryaniceye rastlanması ilginçti. (Ph. Nezih Başgelen 1979 )
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
​"Çağımızda evlilikler çoğunlukla kalplerin değil, çıkarların ittifakı olmuş. Aşkını ve sadakatini birer sermaye gibi satmayanların bu pazardan eli boş dönmesi bir yenilgi değil, şereftir."
Duygu ve Düşünce
Osmanlı ordusunda Azap askerleri Osmanlı devletinde çoğunlukla garnizon askeri olarak görev yapan askeri birimdir. Henüz evlenmemiş genç erkekler azab yazılabilirlerdi. Sözcüğün anlamı "bekar erkek"tir ve gönüllülerden oluşan yaya birliğidir. Savaşta ordunun en önünde yer alırdı. Azablar Osmanlı Ordusunun Anadolu'daki yaya askerlerinin çoğunluğunu oluştururlardı ve yerleşim birimlerinin güvenliğinin sağlanması, kalelerin savunulması gibi görevleri yerine getirirlerdi. Azablar yükseliş döneminde Osmanlı seferlerinin değişmez bir parçasıydı. Meydan savaşlarındaki görevleri ordu merkezinin ön tarafında, yeniçerilerin ilerisinde durmaktı. Hafif donanımlı olan azab askerleri düşman ordusunda Osmanlı merkezinin zayıf olduğu kanısını uyandırır ve bu durum padişahın tuğunun da bulunduğu merkeze doğru bir saldırı başlatılmasına yol açabilirdi. Beklenen bu saldırı gerçekleşirse, azablar düşman birliklerine ok atarak ilerleyiş sırasında kayıp vermelerini ve özellikle düşman süvarisinin saf düzeninin bozulmasını sağlamaya çalışırlardı. Düşmanla yakın temasa giren azab birliği geri çekilerek ya da kaçarak gerisindeki yeniçeriler ve topçu birliklerinin ateş açmaları için alan yaratmaya çalışırdı. Bu arada Osmanlı ordusunun kanatlarını oluşturan tımarlı sipahiler için merkeze yüklenen düşman ordusunu kanatlardan vurma fırsatı doğabilirdi. Azapları takip ederken safları daha da bozulan düşman ordusu, tahkim edilmiş yeniçeri siperlerine ve onların arkasındaki daha ağır donanımlı, daha iyi eğitilmiş profesyonel askerlere çarpardı. Tımarlı sipahiler tarafından kaçış yolları kapatılarak bozguna uğratılırlardı. Hilâl taktiği olarak adlandırılan bu stratejinin en önemli rolünü oynarlardı. Azab askerlerinin temel donanımı ok, yay, eğri kılıç ve savunma için bir kalkandan oluşurdu.
Işığı yakmayı ogenmezsek birinin ışık olmasını beklersek çoğunlukla karanlıkta kalırız

Nursel

@Kinuxyylendinizzzzz
·
Seni karanlıkta bekliyorum aydınlığım ol diye
İnsanların insanları çok çabuk gözden çıkarmasına alışman lazım, bunu değiştiremezsin. Geri döndürülemez ve onarılamaz bir tahrip bu insanlığın bağrında açılan. İnsanın bir başka nazar için şey’leşmesi ve birtakım sayılara indirgenmesi menfiiyeti önceki zamanların konusuydu. Bunlar önceki zamanlarda konuşuldu ve oyunu bozma girişimleri de oyuna ustaca dahil edildi. Senin insanlara bir ihtimal gözüyle bakıp kolay kolay vazgeçemeyişinin hiçbir karşılığı olmadığını bilmelisin. Hatırladıkların ve hatır tuttukların çoğunlukla çoktan silinip gitmiş şeyler. Savaş çoktan bitti ve sen nöbette unutuldun*. İhtimamla beklediğin şeylerin itibarı insanlığın arasından kalkalı çok oldu. Ve zaten çoğu hiçbir zaman dahil olamadı. Sen bu şeylerin hoş tasvirlerine o kadar bağlandın ki onları zihninde yaşatır oldun. Önünde durduğunu sandığın bahçe yalnız senin zihninde. Gerçekte var olansa uzanan kuru bir dal yalnız. Bunların ara ara sen de farkına varıyorsun. Kanadı kırık bir kuşun muhtaç olduğu o merhamete senin de zaman zaman muhtaç olman bundan. Öylesine zelil oluyorsun. Ve sen bir insandan murad edileni ortaya çıkarmak sabrından çok uzaksın. Bu sabra sahip olanlar veli ya da bu neviden olanlardı. Senin tek yapabildiğin şey muzdaripliğini dile getirmen. Zaten daha fazlasını da yapamazsın. Lakin bu bile seni ötekilerden ayırmaya yeter. Yalnız bunu kibirvari bir ayrılış olmamasına dikkat etmen lazım. Yangından sağ çıkmış bir ağaç ne kadar galipse sen de o kadar galipsin. Şimdi böylece bil: kurumuş bir kuyuyu taşıma suyla yeniden âbad kılamazsın.
Kahr Hevenkleri