JAMES JOYCE'UN ARABY'SİNE DAİR DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR BAKIŞ
9/10
·25 syf.··
2025 8. kitabı
İrlanda’nın Dublin şehrinde doğan ve çoğunlukla burayı eserlerinde olayın geçtiği yer olarak kullanan James Joyce, 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biriydi. Eserlerinde sıklıkla İrlandalıların yaşam tarzına, özellikle de İngiliz kolonialismi ve Katolik muhafazakârlığı altında yaşayan insanların duygusal, ruhsal ve kültürel zorluklarına odaklandı. Araby’de, Joyce gencin duygusal yalnızlığını yansıtmak için karanlık ve bunaltıcı bir Dublin atmosferi kullandı. Joyce’un ve öykülerinde kullandığı ‘setting’in öykülerine etkisi üzerine araştırmalarıma göre çevrenin atmosferi sadece Joyce’un hayal kırıklığıyla şekillenmiyor; aynı zamanda fiziksel çevrenin nasıl derin bir şekilde arzularımızı ve algılarımızı etkileyebileceğini de hatırlatıyor. Öykü “kör” ve sessiz North Richmond Sokağı’nın tasviriyle başlıyor. Bu sokak Christian Brother’s School’un çocukları özgür bırakıldığı zaman dışında çıkmaz ve sessiz bir sokak. Bu durum durağan ve boğucu bir yeri sembolize ederken; evin küflü ve yaşama elverişsiz tasviri cansızlığı ve tekdüzeliği belirtiyor. Ayrıca, bu güçlü tasvirler çocuğun duygusal manzarasını yansıtıyor. Tüm bu tasvirler beni evimden aldı, sanki Dublin’e götürdü. Küçük çocuk anlatırken ben de o sokakta yürüyor gibiydim. Bahsetmek istediğim bir başka nokta da Joyce’un hikâyenin temalarını, özellikle de manevi felç, idealizm ve hayal kırıklığı temalarını derinleştirmede önemli rol oynayan bazı dini semboller kullandığıdır. Örneğin, çocuğun evinin eski kiracısı Katolik bir rahipti. Evde küflü bir atmosfer vardı ve rahibin sararmış kitapları mutfağın arkasındaki atık odasındaydı. Araştırmalarıma göre, rahip İrlanda’da dinin çürüyen etkisini simgeliyor. Ayrıca, rutubetli hava ve sararan kitaplar çürüme ve ruhsal boşluk uyandırır. Rahibin kitapları konuları açısından
1000Kitap
ArabyJames Joyce · 201475 okunma
Amadeu..
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Lizbon’a gece treni ve ucuz roman havası veren yanıltıcı kapağı üzerine… Kitabın kapağı ucuz bir aşk romanı yaşanacak izlenimi versede çoğunlukla felsefi konulara değinmekte. 80 yaşlarındaki ana karakterimiz ve onun hayatına (belki geç kalmışlığı denebilirse de bunu tercih etmiyorum) anlam katma arayışına değinen, bu süreçte hayatında deneyimlemediği çoğu şeyi kısa zaman içinde deneyimleme serüveninde Gregorius ile birlikte mutlaka kişinin kendinde bir şeyler bulacağı bazen felsefi, biraz duygusal, biraz geçmiş, bazen gelecek bir sürü konuya değinirken karakterleri tek tek içselleştirebileceğiniz harika roman… Geçmişte kaçırdığımız bazı şeyleri kaçırmamış olsaydık şuan bunları yaşar mıydık? Romanı en kısa şekilde özetlersem buna kelebek etkisi derim. Gregorius Lizbon’a yola çıkarken onunla ve diğer karakterlerle içsel yolculuğa çıkacağımız bir roman okumaya değer…
1000Kitap
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,198 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·184 syf.·
2026 90. kitabı
Tam 40 yazıdan oluşan bir kitap. Şabattan Nekbe'ye özelde Kudüs, genelde ise Filistin-İsrail meselesine dair yazılar. Benim için çok öğretici bir okuma oldu. Çoğu meseleyi yeni öğrendim. Hatta her yazıdan pek çok yeni bilgi öğrendim, diyebilirim. En temel şeylerden bile o kadar bihaberiz ki. Konuya ilginiz varsa başlangıç için güzel bir seçim olabilir. Sonrasında kitapta önerilen okuma listesiyle de devam edebilirsiniz. Sadece okuyup geçmemek, az da olsa not almak okuma sürecini daha verimli hâle getiriyor. Çoğunlukla sembolik olsa da her yazı için kısa notlar almaya çalıştım. Yazıyı okuduğumun ertesi gününde tekrar o yazıya göz atıp not aldığım için her konuyu az çok tekrar etmiş de oldum. Bir de yapay zekaya o yazıyla ilişkilendirdiğim çizimler yaptırdım. Hem ertesi gün tekrar hem görsel oluşturma, öğrenme sürecimi perçinledi; başlangıç düzeyinde de olsa disiplin kazanmamı ve 40 gün boyunca istikrarlı olmamı sağladı. Benim için özel bir kitap oldu bu yüzden. Gazze ile beraber okudum, o henüz bitmese de... Benzer konuların işlenmesi ve bazen tam da aynı konunun aynı günde ya da önceki/sonraki gün denk gelmesi güzeldi. Bu alanda okumalar yapmak insana çok şey katıyormuş ve bundan daha önemlisi gerekli de. Bu tip okumalarda benim için başlangıç ve dönüm noktası Şam'a Dönüş olmuştu. Ama hocamın hediyesi olmasa çok ilgi göstereceğim bir kitap değildi. Bu kitap da Taha Kılınç'ın Kudüsten Kaşgara seminerinde hediye edildi. Kısaca tavsiye edebileceğim bir kitap. Bence okuyun ya da en azından imkân bulduğunuzda kitaplığınıza ekleyin, zamanı geldiğinde okursunuz. :)
Kudüs YazılarıTaha Kılınç · Ketebe Yayınları · 20242,480 okunma
1/10
·104 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 04:49
Eğer İbn Rüşt'ün Faslu'l Makâl isimli eserinin tercümesini okumak istiyorsanız bu kitap o kitap değil. Kitabın yarısına kadar yazarın İslam dünyası, İslam düşünürleri ve din hakkındaki yanlı ve yüzeysel yaklaşımlarla yaptığı analizleri yer alıyor. Yazarın ilahiyat ya da felsefe alanlarında tahsilinin olmadığını birkaç sayfa içinde anlıyorsunuz. Çeviriyi muhtemelen orijinal metinden değil Fransızca tercümesinden yaptığı ve onu da başarısız bir şekilde yaptığı için ikinci kısımda da okunmaya değer bir şey yok, çoğunlukla anlamsız kelime öbekleri.. İbn Rüşt çevirisi arıyorsanız İş Bankası Yayınları'na bakmanızı tavsiye ederim.
Alıntı
Din - Felsefe Tartışmasıİbn Rüşd · Cem Yayınevi · 2002199 okunma
10/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:34
Marlo Morgan'ın "Bir Çift Yürek" eseri, fiziksel bir yolculuktan öte, modern insanın doğadan ve öz benliğinden kopuşunu sorgulayan, kültürel ve felsefeyi iç içe geçiren bir anlatıdır. Marlo Morgan, Avustralya Aborjinleriyle gerçekleştirdiğini öne sürdüğü çöl yolculuğu üzerinden, okuru maddi dünyanın dayattığı tüketim alışkanlıklarını, bireysel hırsları ve yabancılaşmayı sorgulatıyor. Klasik anlamda güçlü bir olay örgüsünden ziyade, deneyim ve dönüşüm eksenli bir yapıya sahip. Başkahraman olan anlatıcı, başlangıçta Batılı dünyanın değerlerini temsil eden, konforuna bağlı ve sorgulamayan bir karakter görünümündeyken, yolculuk ilerledikçe doğayla uyum içinde yaşayan Aborjin topluluğunun yaşam anlayışı sayesinde, içsel bir dönüşüm geçirir. Romanın diğer temel karakteri ise bireysel kimliklerinden çok kolektif bilgelikleriyle öne çıkan "Gerçek İnsanlar" olarak adlandırılan Aborjin topluluğudur. Bu karakterler, doğaya saygıyı, paylaşımı, sade yaşamı, sezgisel bilgeliği ve ruhsal olgunluğu simgesel bir düzlemde temsil ediyorlar. Yazarın anlatım üslubu yalın, akıcı ve didaktik özellikler taşırken, yer yer mistik ve alegorik anlatım tekniklerinden de yararlanıyor. Betimlemeler, Avustralya çölünün sert coğrafyasını fiziksel bir mekân olarak değil, insanın kendi iç dünyasına yaptığı yolculuğun metaforu olarak sunuyor. Diyaloglar çoğunlukla öğüt verici ve felsefi bir nitelik taşıyor. Okur yalnızca bir hikâyeye tanık olmuyor, eser yaşam biçimlerini, mutluluk anlayışını ve insan-doğa ilişkisini eleştirel bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmeye davet ediyor. Kitabın gerçek yaşam öyküsü olarak sunulmasına rağmen, anlatılanların tarihsel ve antropolojik doğruluğu konusunda ciddi tartışmalar bulunduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Bu nedenle eseri belgesel bir metin olarak değil,
1000Kitap
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Dharma Yayınları · 200127,5bin okunma
< Steinbeck İmzalı Bir Başyapıt >
9/10
·644 syf.·
2026 48. kitabı
John Steinbeck'in 1952 yılında yayımlanan East of Eden (Cennetin Doğusu) romanı, kendisinin de özellikle belirttiği üzere onun en önemli eseridir. Roman aynı zamanda Amerikan edebiyatının en güçlü aile destanlarından ve ahlaki örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabın içeriğiyle ilgili çok kapsamlı bilgi edinebileceğiniz müthiş incelemeler mevcut. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Ben merak ettiklerim üzerinden yaptığım araştırmalara göre düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Steinbeck, dostu ve editörü Pascal Covici'ye yazdığı mektuplarda bu kitabı "yaşamı boyunca öğrendiği her şeyi içine koyduğu roman" olarak tanımlamış. Birçok yazar için yazmanın çıkış noktası, en iyi bildiği dünyadır. Bu nedenle Cennetin Doğusu, yaklaşık altmış yıllık bir zaman diliminde California'nın Salinas Vadisi'nde geçen Trask ve Hamilton ailelerinin hikâyesini anlatırken, bu geniş zaman ve mekân örgüsü yalnızca tarihsel bir arka plan olarak işlenmiyor; araştırdıklarıma göre Steinbeck'in çocukluğunu geçirdiği Salinas Vadisi, tıpkı William Faulkner'ın Yoknapatawpha County'si ya da Thomas Hardy'nin Wessex'i gibi, yazarın bütün düşüncelerini yerleştirdiği sembolik bir evrene de dönüşüyor. Roman, bu vadinin bereketli ve kurak zamanlarıyla başlayıp insanın doğasını, özgür iradeyi, iyilik ile kötülüğün kaynağını, sevginin dönüştürücü gücünü ve insanın kendi kaderini seçebilme yetisini sorgulayan büyük bir felsefi metnine dönüşüp evrensel bir boyuta ulaşıyor. Romanın adı, tüm kutsal metinlerce de bilinen doğrudan Eski Ahit'in Tekvin (Genesis) kitabındaki Kabil ile Habil anlatısından alınmış. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra Tanrı'nın huzurundan ayrılır ve "Eden'in doğusunda" yaşamaya mahkûm edilir. Eden(Cennet) Bahçesi masumiyetin, Tanrı'yla uyumun ve kusursuzluğun simgesidir. İnsan
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma