Puan vermedi·328 syf.··
2026 64. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
Her gün gördüğün iş arkadaşını ne kadar tanıyabilirsin? Besin takviyesi firmasında çalışan, herkesin ilgisini üzerine çeken, güzel ve popüler Natalie... Aynı iş yerinde çalışan, herkesin tuhaf bulduğu, dışlanan ve oldukça dakik muhasebeci Dawn... Bu kadar dakik olan Dawn'ın iş yerine gelmemesi ve kendisine gelen telefonla onu merak eden Natalie, onun evine gittiğinde korkunç bir manzarayla karşılaşır. Üstelik ortaya çıkan bütün deliller onu işaret etmektedir. Birisi onunla kedinin fareyle oynadığı gibi oyun oynamaktadır ama kim? Dawn kadar silik bir karakteri öldürecek kadar ondan nefret eden biri mi var? Açıkçası başlarda hikaye beni o kadar içine çekmemişti. İkinci bölüme geldiğimde ise yazar bana büyük bir şok yaşattı ve beni böyle şaşırtmayı başaran kitapları severim. Bu ilk şokun ardındansa sonrasını tahmin etmek pek zor değil. Yazar bu kitabında azıcık Agatha Christie'den etkilenmiş gibi geldi bana. Yine oldukça akıcı bir kitaptı fakat yazarın tarzı ve kurgusu çoğunlukla benzer olduğu için üst üste okuyunca sıkıyor. Biraz ara vererek okursanız bence daha çok keyif alırsınız. Özellikle bu yaz aylarında okuyabileceğiniz çerezlik bir kitap. Sizler bu kitabı okudunuz mu? Yorumlarınızı merak ediyorum. Kitaplı günler.
İş ArkadaşıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,871 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 244. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 17:01
Azerbaycan asıllı İranlı yazar Feriba Vefi'nin (1963) “İran'ın en iyi romanı” seçilen “Uçup Giden Bir Kuş” (Perende-i Men), epik ve bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir roman olarak karşımıza çıkmaktadır. Eserde zengin yaşam olayları, karmaşık hikâyeler, İnsanoğlunun kaderi ve karakterler sanatsal bir bakış açısı ile geniş ve kapsamlı bir şekilde yansıtılır. Eserin “bilinç akışı” yöntemiyle sunumu da dikkat çekicidir. “Bilinç akışı” yöntemine dayanan eserde anlatılan olaylar, kahramanın çevredeki dünyayla yüzleşmesi ve ana karakterin düşünceleri arka planında sunulur. Akıldan geçen karışık duygu ve düşünceleri olduğu gibi sunmayı sağlayan şapka teknik olan iç monoloğun, modernizm edebî akımının bir özelliği olduğu açıktır. “Bilinç akışı”, 20. yüzyıl modernizm literatüründe kullanılmaya başlayan psikoloji ile ilgili bir yöntem olarak dikkat çekmektedir. Feriba Vefi “Uçup Giden Bir Kuş” romanında kahramanın baştan savma, mantıksız ve gelişigüzel kurulmuş iç monologlarını kullanır. Onun düşüncelerini yazıya döker. Zira bu teknikte olayın kahramanı çoğunlukla düşünceleri, iç monologları ile vardır. “Bilinç akışı”nda kahramanın yaşam yolu, ruhsal arayışları, iç dünyası, kahramanın düşüncelerinde, hayatında karşılaştığı şoklar ve trajik durum, sosyal ve politik durumun çelişkisi açıklığa kavuşturulur ve bir bütün olarak ortaya çıkar. Kahramanın düşüncesine nüfuz eden ayaklanmalar ve trajediler, insanlık sorununun bir parçası olarak yansıtılır. Eserin kahramanının yaşadığı çalkantılar ve aile içi çatışmalar, kahramanın iç dünyasının prizmasından ortaya çıkar. Yazarın sunduğu olayların arka planına karşı okuyucu, roman kahramanının çatışmasına ve çalkantılarına canlı bir tanık olur. Feriba Vefi'nin “Uçup Giden Bir Kuş” romanında kahramanın düşünceleri farklı olaylara farklı
Hayata Dair
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026241 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kitap yorumum
Puan vermedi·128 syf.··
2026 35. kitabı
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım bugün sizlere Sait Faik'in kaleminden Son Kuşlar kitabını anlatacağım. Kitabın konusu: Son Kuşlar, Sait Faik'in 1952 yılında yayımlanan ve birbirinden bağımsız 19 öykülden oluşan bir eseridir. Kitaptaki hikâyeler çoğunlukla adalarda, deniz kıyılarında, balıkçı kahvelerinde ve İstanbul'un kenar mahallelerinde geçer. Yazar, sıradan insanların hayatlarını, yalnızlıklarını, umutlarını ve doğayla olan ilişkilerini büyük bir sevgiyle anlatır. Kitabın merkezinde büyük olaylar değil, insanların duyguları vardır. Sait Faik; balıkçıları, çocukları, yaşlıları, yoksulları ve toplumun görmezden geldiği insanları hikâyelerinin kahramanı yapar. Aynı zamanda doğanın yok oluşuna, insanların açgözlülüğüne ve şehirleşmenin getirdiği değişimlere de dikkat çeker. Kitaba ismini veren Son Kuşlar isimli öyküde adaya göç eden kuşların artık eskisi kadar gelmediğini fark eder. Bunun nedeni Konstantin Efendi'nin ve çocukların kuş avlamasıdır. Küçücük kuşlar para karşılığında öldürülür, doğanın sesi yavaş yavaş susar. Yazar sadece kuşların değil, çimenlerin ve yeşilliklerin de yok edildiğini görür. İnsanların doğaya verdiği zarar karşısında derin bir üzüntü duyar. Hikâye, gelecek nesillerin kuş seslerini duyamayacağı korkusuyla son bulur. Bu nedenle eser Türk edebiyatındaki ilk çevreci hikâyelerden biri kabul edilir. Kitap hakkındaki düşüncelerim: Eserin en güçlü yönü, okuyucuya bir olay anlatmaktan çok bir duygu yaşatmasıdır. Deniz kıyıları, adalar, kuşlar ve balıkçılar öylesine canlı tasvir edilir ki okuyucu kendisini hikâyelerin içinde hisseder. Bununla birlikte kitap, hareketli olay örgülerini seven okuyucular için zaman zaman durağan gelebilir. Bazı hikâyelerde belirgin bir başlangıç, gelişme ve sonuç yapısı bulunmadığından okuyucu ne anlatılmak
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202517,1bin okunma
Rune Sembollerinin Uyanışı
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
Hayat Yolculuğunda Yönünü Mü Kaybettin? Gelin Sembollerin Gücünü Konuşalım çıkan kitap bizim sadece Viking çizgi filmlerinde,dizilerinde gördüğümüz o meşhur Rune işaretlerinin aslında hayatımızın tam ortasında kullanabileceğimiz birer enerji anahtarı olduğunu anlatıyor. Sayfaları çevirdikçe sadece bir alfabeden ziyade, günlük hayatta tıkanan enerjileri açmak için kullanabileceğimiz somut frekanslarla karşılaşıyoruz .Kitap çoğunlukla sembollerin pratik işlevlerine odaklanıyor. Hayatımıza maddi kazanç ve hak edilmiş bereketi çekmek için Fehu Hastalıklardan sonra bedeni ayağa kaldıran, o saf direnci ve gücü veren Uruz Çevremizdeki negatif gözlerden, nazardan veya bizi aşağı çeken enerjilerden korunmak istediğimizde Thurisaz sembolü resmen bir kalkan. Doğru kelimeleri bulmak, bilgece kararlar almak için Ansuz Hayat yolculuğumuzda yönümüzü çizip güvenle ilerlemek için Raido İçimizdeki o yaratıcı gücü, körelen ilhamı tetiklemek için Kenazı Fırtınalı dönemlerde hayatta yolumuzu kaybetmemek için de meşhur denizci pusulası Vegvisiri İşin köken kısmında ise acayip iddialar var; Atlantis ve Mu gibi kayıp kıtaların batışıyla yeryüzüne dağılan kadim bilgeler, bu sembolik dili farklı coğrafyalara taşıdığı , sembollerin aslında Göktürklere, oradan da Orhun Kitabelerindeki damgalara kadar uzanan derin bağları olduğunu anlatılıyor. Yazarın bu detaylı ve derin araştırması, insana kesinlikle farklı bir vizyon katıyor, yeni araştırma kapıları açıyor. Bence Akıcı ve görsel destekli bu çalışma, spiritüel konulara körü körüne inanmak yerine, sembollerin pratik gücünü hayatında denemek ve sorgulayarak yeni kapılar açmak isteyenler için net bir rehberlik sunmuş.
Kadim Bilgilerin Işığında RuneŞebnem Ekşib · Ceres Yayınları · 202323 okunma
Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
8/10
·125 syf.··
2026 53. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Sokak serserisi, Bitirim Leyla çoğunlukla üçkağıttan voliyi vurur, mahallenin henüz bıyığı terlememiş delikanlılarının peşinde gezerken evde, çocuklarının başındaki eşi Süleyman'ı unuturdu. Nitekim mahallenin çoğunda gözü dışarıda işçi veya serseri kadınlar, gezmek, eğlenmek, genç erkeklere laf atmak, onları kaldırmakla meşguldür. Bitirim Leyla yine taşkınlık yaptıktan sonra bayan komiserin onu cezaevine göndermesi sonucu ailesini başsız bırakmıştır. Yokluğunda kocasının başka kadınlara kaçma ihtimallerinden bunalırken cezaevi başgardiyanı, Bitirim Leyla'nın oğlunu evlerinde ziyaret eder. Bu sırada kapılarını çalan Palabıyık Hasan'ı gören başgardiyanın ayranı kabarır ve oğlandan Palabıyığı kendisine ayartma sözü alır. Bitirim'in yokluğunda komşu Palabıyığın eşi Muhasebeci Hayriye'nin yardımıyla fabrikaya işe giren Süleyman'a patroniçe göz koyar; ancak daha sonra zengin olma hayalleriyle Bitirim'in oğlu, ihtiyar patroniçenin kapatması olmuştur. Hapisten çıkan Bitirim, üçkağıttan yolunu bulup genelevde keyfine göre bir erkekle buluştuktan sonra başka bir gün Muhasebeci Hayriye ile akşamına pavyon planı yaparlar. Bu plana patroniçe de dahil olurken ilerleyen saatlerde tarafların kapatmaları da mekanda buluşmuş olur ve yüzleşme gerçekleşir. Orhan Kemal'in kadın-erkek rollerini tersine çevirerek yazdığı eseri oldukça keyifli. Diğer öykü ve romanlarında kadınların hep düşkün veya edilgen olmalarına eleştiri gelmesinden sebepli mi böyle bir eser kaleme aldığını düşündürdü bana. Toplumsal rollere, zihin resmine şartlı insanlara farklı gelecek bir eser. Herkese iyi okumalar...
Edebiyat
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,111 okunma