İnsanlar anne olmanın daima bir kumar olduğunu çoğunlukla unutuyor,ben kumarbaz değilim ve olsaydım da şans bana pek gülmezdi.
Sayfa 62 - Agnes
Çoğunlukla aşk, uzun bir arkadaşlıktan sonra filizleniyor. Romantik çekimi kıvılcımlandıran, kimi zaman sevgilinin dış görünüşü, kimi zamansa muhteşem, sevilesi mizacı ya da iki kişiyi derinden etkileyen ortak bir deneyim oluyor. Hoşlanma doyurucu bir aşka, bir evliliğe evrilebildiği gibi, yıkıcı, ıstıraplı bir ilişkiye de dönüşebiliyor. Kimi zamansa inceldiği yerden kopuyor. İşte o zaman kafamız karışıyor. Madem ortada sevecek bir şey yoktu, “Ben nasıl oldu da gidip bu değmez insana âşık oldum? Kaçınılmaz yanıtımız şu: “Aşk gözümüzü kör etmişti.”
Sayfa 14 - iletişim·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her gün bu sığırlara pardon bu sığ insanlara rastlıyoruz..
"Bir insanı sadece dış görünüşüyle yargılamak, çoğunlukla kendi sığlığımızın bir göstergesidir."
Geniş ailede çocuk, farklı kişilerin kimliklerinde dünyaya farklı bakışların zenginliğini görebiliyor, her biriyle ayrı ayrı geliştirdiği ilişkilerinde toplulukta var olabilmenin dilini, becerilerini öğrenebiliyor, günümüzün deyimiyle sosyalleşebiliyordu. Bugün çocuk evde; çoğunlukla aynı zamanda birlikte bile olamadığı ebeveynleriyle yalnız yaşamaya mahkum.
aklın, her şeyi tutkuya dönüştürmek gibi tuhaf bir köyü vardır; ve tutkular, insanı tutmaya yarayan en eski kulplardır - ki, birini göğe çıkarır ya da yere batırırken çoğunlukla oralardan tutulur.
Sayfa 93 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Phillippos, kimi zaman bir düşman generalini,kimi zaman da abluka altına alınmış bir şehri satın almak için ağzına kadar dolu olan kasasını kullanmayı seçiyordu. Bir keresinde yanındakilere söylediği gibi, şehir duvarları altınla da kolaylıkla aşılabilirdi. Aynı sözlerin Pers kralının ağzından da çıkmış olması muhtemeldir. Philippos'un verdiği dillere destan ziyafetlerin asıl nedenini de zaten bir tek o anlayabilirdi. Bu ziyafetlere gelen konuklar çoğunlukla yaşamsal önem arz eden malumata sahip oluyorlar, bir gün geldiğinde bu değerli konukların hizmetlerinden yararlanması gerekeceğinden emin olan ev sahibi Makedon kralı da, şölen sonrasında konuklarını muhteşem armağanlarla evlerine göndererek, gözlerini adamakıllı boyuyor, işini şansa bırakmıyordu Bu yöntem oldukça pahalı, ama kârlı bir yatırım olduğu kadar, ustaca yürütülen bir diplomasi manevrasıydı da. Philippos dostlukları satın alabilir, siyasi ortaklıkları teşvik edebilirdi, hatta asilere mali destek vererek ülkelerindeki yönetimi ele geçirmelerini da sağlayabilirdi. Philippos: İskender'in babası
Sayfa 41·Kitabı okuyor