Öykü okumak, insanın kısa bir zaman içinde başka hayatlara dokunabilmesi için şahane bir yol bence. Birkaç sayfanın arasında bazen hiç tanımadığımız insanların acılarını hisseder, sevinçlerine ortak olurken kimi de kitabın ismi gibi herkes öyle tanıdık ki… tıpkı kitabın kahramanları gibi.
Kiminde kandil simidi kokusu geldi yanıbaşıma, şimdi burada olsa öykünün kahramanı ile aynı tadı alır mıydım onu düşünürken bir başka öyküde Nebahat’i kenara çekip bir sohbet etmek isterdim. O kadar konuşacak şey var ki kendisiyle. İşte ben öykü okurken zihnimde yaşamaya devam ediyorlar. Bitti sanılan yerde ben devam ediyorum.
Toplumsal konuların işlenmesi de hoşuma gitti özellikle kadın erkek ilişkileri noktasında çok düşündüğüm yerleri oldu.
Ben her birini çok severek okudum. Çünkü o kadar yaşamdan ki anlatılanlar, umutlar, hırslar, kayıplar, mutluluklar… Yaşadığımız coğrafyaya giydirilmiş birer kıyafet gibiydi her biri. Bazen bir pazar günü gelmesin dileğinin içindeydi umut bazen de salçalı köfte kazanının başında…
Sıradan insanların gündelik yaşamına uzanmak çok keyifli oldu. Her biriyle tanışmaktan mutlu bir şekilde kitabın kapağını kapattım…