Bütün ömrünü deveyi pire yapmakla geçirdin işte suçun bu. İnsan trajikken, sen ona tevatür dedin; başıboş bir serseri gibi dolaşmasına beş para etmez bir ayrıntılı dedin; o sessizce acı çekerken, sen ona sessizce gülümsüyor dedin, eyleme geçebilecek kadar cesaretini topladığında ise buna basit bir dürtü ve tepki dedin. İnsanın tutkuları vardı, sense tüm Çalımımınla sınıfına nutuk çekerken buna temel ihtiyaçların tatmin dedin ve rahatlayıp gevşediğinde sekreterine bakıp buna gerilimin dağılması dedin. İnsanı yeniden yaratırken ya da çocukluğundaki inşaat seti oyuncaklarından ya da pazar okulundaki düsturlardan faydalandın ki ikisi de birbirinden feci. Kısacası biz seni 72 yılına bir dantel sirkine yolladık, sense geceni gündüzünü sokaklardaki Eften püften performansları harcadın ne diyeceksin şimdi, suçlu musun, masum musun? Ah suçluyum, sayın göklerin yargılayıp kekeler Psikolog, şey aslında masumum demek istedim. Çünkü ben insanın sadece davranırken gözlemliyordum psikoloji de bu işe yaramıyor mu? Ama sizin kendi iyi kitabınızda da insanın bir solucan olduğunu ve içinde sağlık taşımadığını söylerler. O halde benden beklenen görevi yapmış olmuyor muyum. Sen daha incelediğin insanı anlayamamışsın bile ünlem kimi zaman onun bir solucan olduğunu ben bilmiyor muyum sanıyorsun? Ama bu solucanı aynı zamanda dimdik ayağa kalktı ve Taş üstüne taş koymayarak parton yarattı. Ve bu insan Nil kıyısındaki çölde bir gece bir an durup göğe baktı ve yıldızları düşündü. Yıldızlar Silinirken yamaçlarda mağarasına döndü ve çanağına çizilen kan bacaklarını inceledi. Sonra da ateş Taqi ince odunlardan birini alarak köz Lü ucuyla duvara bir üçgen çizdi ve matematiği yarattı. Ayrıca kendine yıldızların yörüngelerini öğretti, Nil’in gelgitlerine göre ekin ekmeği öğretti. Bir solucan bunları