Kübra

Kübra
@coknormal
Güzellik Uzmanı
İstanbul
Ankara, 13 Ağustos
25 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Kendini pskilog sanan zorbalar
Bir video gördüm kendini komik sanan bir kadın demiş ki videoda ; atlatın şu travmalarınızı yya! Anam şöyle yaptı babam böyle yaptı, iyi yaptı yapmış işte düzelmiyorlar ben düzeliyor muyum ki ailem düzelsin. Evet bir noktada söylenenler doğru ancak öyle aa hadi atlatalım ya bitti gitti diye bir şey yok. Seni dünyaya getiren ve bulunduğun yaşa kadar karakterini oluşturan, şekillendiren, tepkilerini dahi oluşturan tek etken ailedir. Ha peki ömür boyu aileyi mi suçlayacağız? elbette hayır. Zaten bir noktadan sonra artık kabulleniş ve çözüm arayışı başlar çünkü öğretilen şeylerin aslında olması gerekenler olmadığını kavramaya başlarsın. Bir gariplik, terslik sezersin hayır bu böyle olmamalı dersin ancak bu öyle hemen ya tamam yapmışlar işte ama geride kaldı unutayım gitsin denilecek bir durum değil. Ve kimsenin de bir başkasına fütursuzca bunları söylemeye hakkı yoktur. Bu basit gibi görünen cümleler dahi bir başkasına kendini yetersiz, aşağılık, hiçbir şeyi başaramamış biri gibi hissettirir. Kimsenin travması size dokunmadığı sürece sizi ilgilendirmez. İnsanlara öyle ekrana çıkıp da "ya bırak artık geçmişi, travmalarını, boşver takma" minvalinde cümleler kuramazsınız. Hele ki tavsiye istenmeden kesinlikle tavsiye veremezsiniz. Her insanın karakteri birbirinden farklıdır. Senin birkaç ayda atlattığın bir olayı başka biri 1 senede atlatabilir bu seni ilgilendirmez. Kimse kimsenin ekmeğini vermiyor her şey yeterince zorken hayatta kalmaya çalışan insanları yersiz ve şuursuz cümlelerle bu şekilde dibe çekemezsiniz. Ekran karşısına geçip, karşısındaki binlerce insanın ne yaşadığını bilmeden genel geçer, fütursuzca ahkam kesmek tam bir şuursuzluktur. Herkesin acı eşiği, psikolojik sağlamlığı ve hayat şartları bambaşkadır. Sizin için küçük bir tümsek olan şey, bir başkası için
Psikoloji
Reklam
Görünmez prangalar
"Korkum geçince yaparım" dersen o gün hiç gelmeyebilir. Cesaret, korkusuzluk değil; korkuya rağmen o adımı atabilmektir. O yüzden korksan da yap. Korka korka yap. Bacakların titreye titreye git o işe, o sınava, o okula, ama git. Ben gitmedim, yapmadım ve sana yapamadığım şeylerin acısını çektiğim o noktadan sesleniyorum, burası öyle bir yer ki. Her gün içinde bir pişmanlık ve mutsuzlukla uyanıyorsun, olabileceğini bildiğin halde korkun yüzünden olamayan şeylerin üzüntüsünü hep omuzlarında taşıyorsun.
İnsan ve Duygular
Yabancı Şehir
Bu şehirde akşama doğru İçime korku, Ayaklarıma karasu iner. Bu şehirde akşama doğru Gülünç gözükür yolcu, Sevsinler! Bu şehirde akşama doğru Yalnız ve ağlamaklı olduğumu Bilsinler.
(Varlık, 241)
Alıntı
Sağlıklı Çocuk Narsizmi
Sevgi dolu ve sağlam temellere oturmuş bir ebeveyn-çocuk iliş­kisinde ayıplanma düşüncesi; alma-verme barometresinin ayarlanma­sı, çocuğa aile değerlerinin ve kişisel sorumluluğun öğretilmesi için sağlanacak disiplinde -çocuğun kötü ve sevilmez olduğu anlamı taşı­ mamak kaydıyla- uygun bir rol oynayabilir. Bu yaklaşımla çocuk, nasıl kusurlu ya da bozuk hissetmeden sorumlu olacağını öğrenir. Amaç, ay­nı zamanda topluma karşı sorumluluk duygusunu geliştirirken, çocu­ ğun yaratıcılığının ve benliğinin övüldüğü bir ev ortamı yaratmaktır. Üstün yetenekli şair ve düşünür John O’Donohue’nin dediği gibi, “Ev, bir dizi farklı alın yazısının söze geldiği ve kendini tanıtmaya başladığı yerdir. İnsanın geleceğinin beşiğidir.” (2000, 31).
Sayfa 46 - Psikonet Yayınları
Alıntı
Yeni yıllara
Yeni yıla girerken dileğimiz; adaletin bir temenni değil, bir gerçek olması. Kadınların korkmadan yaşadığı, emeğin karşılığını bulduğu, hukukun herkes için eşit işlediği bir ülke. Kaybettiklerimizin hesabının sorulduğu, sessizliğin değil vicdanın kazandığı günler. 2025’i uğurlarken içimde bir kapanmamış dosyalar yığını var. Bu yıl bize çok şey kaybettirdi. En çok da adalet duygumuzu yordu. Kadınlar birer isim olmaktan çıkarılıp birer “haber”e dönüştürüldü. Hayatlarının yarım bırakılmasına, faillerin cesaret bulmasına, suskunluğun normalleşmesine tanık olduk. Buna tanık olmak da bir yük artık. Ülke düzeni dediğimiz şey; güvende hissetmekti, yarını planlayabilmekti, emeğinin karşılığını alabilmekti. 2025’te bunların ne kadar kırılgan olduğunu tekrar tekrar gördük. Yorulduk ama körleşmedik. Kırıldık ama vazgeçmedik. Kendi adıma da 2025'te bir çok konuda ders aldım. Ben duygularımı dile getirmekten hiç vazgeçmedim ama ne yazık ki çevremizdeki herkes bizi kırıldığımız yerde anlayamaz. O yüzden can dostlarım hepimize sevilip, anlaşıldığımız, yormayan, eksiltmeyen aksine tamamlayan sevgi dolu yollar ve insanlar diliyorum. Yaşamak yeterince zor iken bir de biz zorlaştırmayalım. Dinleyelim, anlayalım, çözüm bulalım. Her şey çok kolay kaybedilir ama çok zor kazanılır. Ve ben umut etmeyi seçiyorum. Çünkü umut; unutmamak demek, susmamak demek, “daha iyisi mümkün” diyebilmek. Gidenleri unutmayacağız. Ama kalanlar için, kendimiz için, birbirimiz için daha adil, daha güvenli bir yarını istemekten vazgeçmeyeceğiz. Hoşça kal 2025. Acılarını sırtımızda taşıyoruz ama daha adil bir yarın isteğinden vazgeçmiyoruz.
1000Kitap
Reklam