Ele avuca sığacak gibi değil; bir sona erdiriyor, bir sona erdirmiyor. Hay lanet olsun, bu eğlence böyle gidecekse, birbirimize gireceksek, pekâlâ, o vakit yarın harekete geçeriz.
Eğer bir cesaret edebilsem, ondan utanmadan, sakince şöyle demek isterim: Çok şey, hem de pek çok şey yitirdim, daha doğrusu, kendimi, benim için en değerli arzudan mahrum etmek zorunda kaldım. Karşılıksız ve mutsuz bir sevgiyi itiraf etmekten mi korkacağım, o bana karşı değişti diye benim de kendimi ve onun hakkındaki hükmümü değiştirmem mi icap eder? İnsan ömrü nedir, bir ot parçası, yarın solup gider, kim bilir belki ben de yarın ölmüş olacağım!
Hayalci değildim, büyük laflarla ve kısa rüyalarla kendimi sarhoş etme alışkanlığım yoktu, dolayısıyla bu kararlılık hâliyle benim için, eğer o benim olmasa ölürdüm anlamı taşımıyordu... Kararlılığımın benim için anlamı şuydu: ya onunla evlenirsin ya da hiç. Mevzubahis olan buydu. Onu sevdiğim hususunda ruhumda hiçbir şüphe yoktu.