Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer.
Çocukken babam bana ilk kez bir kuruş, elimde tutabileceğim, benim olan bir kuruş verdiği zaman yaşadığım gerçeği kapatan örtü kalkmıştı. Babam bana hiç para vermezdi. Tarlada, evde çalışırdım, annemle birlikte babamdan artakalan kırıntıları yerdik. Ondan yiyecek artmadığı günlerde yatağa aç acına girerdim.
Babam kışın ocağın olduğu odada yatar, beni en soğuk odaya yollardı. Amcam yatakta yatar, ben tahta sedirde uyurdum. Evlendiğim zaman da, kocam yediğimin iki katı yedi, gene de gözünü tabağımdan ayırmadı.
Ne olursa olsun, babam asla yemek yemeden yatmazdı. Bazen evde yiyecek hiçbir şey olmazdı; hepimiz yatağa boş midelerle girerdik. Ama babamın yemek yemediği hiç olmazdı. Annem onun yemeğini ocağın deliklerinden birinin dibinde gizlerdi. Babam tek başına tıkınırdı, biz de onu seyrederdik. Bir akşam elimi tabağa uzatacak oldum, elime sert bir şaplak indirdi.