Hayyam'dan..
Gün gelir... Hırsızlar zengin... Metresler eş... Serseriler adam olur... Odundan kapı, taştan saray olur... Gün gelir... Kezbanlar destan... Onları destan yapanlar mestan olur... Gün gelir... Çivisi çıkar dünyanın... Konuşamayanlar hatip... Şifa veremeyenler tabip... Yazamayanlar kâtip olur... Ama yine öyle bir gün gelir ki... İşler ters döner. Aldatan, bir gün sadakat için... Çalan, bir gün adalet için... Döven, bir gün şefkat için yalvarır... ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.... Şâha da fazla güvenme… Gün gelir mat olur. İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur? Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...
Şiir
🔴Müslüman olan bir İngiliz vatandaşı kendisine senin beynin yıkanmış diyenlere cevap verdi: "Müslüman olmam için beynim yıkanmış, sadaka vermem için beynim yıkanmış, anne babama saygı duymam için beynim yıkanmış, fakirleri doyurmam için beynim yıkanmış, hatalarımın sorumluluğunu almam için beynim yıkanmış, alkol ve uyuşturucudan uzak durmam için beynim yıkanmış, öfkemi kontrol etmem için beynim yıkanmış, kendim için ne istiyorsam kardeşlerim için de aynısını istemem için beynim yıkanmış, insanları affetmem için beynim yıkanmış. Yani evet, eğer daha nazik, daha cömert, daha saygın, daha hesap verebilir, daha disiplinli biri olmak beynimin yıkandığı anlamına geliyorsa, o zaman evet, daha iyi bir adam olmam için beynim yıkanmış demektir."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bunu diyecek biri olmadi ama siir guzel
IISigara paketlerine resmini çizdiğim Körpe fidanlara adını yazdığım Karam, karam Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam Sıla kokar, arzu tüter Ilgıt ılgıt buram buram. Ben beyzade, kişizade, Her türlü dertten topyekün azade Hani şu ekmeği elden suyu gölden. Durup dururken yorulan Kibrit çöpü gibi kırılan Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum N'etmiş, n'eylemiş, n'olmuşum Cömert ırmaklar gibi gürül gürül Bahtın karışmış bahtıma çok şükür. Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum. Karam, karam Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam Sensiz bana canım dünya haram olsun.
Vacid | el-Vacid İsminin Anlamı Vacid isminin lügat anlamı: Vücd ve cide mastarlarından türemiş olan el-Vacid ismi; bilmek, bulmak, istediğini elde etmek, çok sevmek, üzülmek, öfkelenmek, zengin ve malik olmak anlamlarına gelmektedir. Vacid ismi Kur’an’da Rabbimiz için kullanılmamıştır. Meşhur Esma-i Hüsna hadisinde zikredilmektedir. EL-VÂCİD: istediğini bulan; fakirlik ve zarurete düşme­yen daima zengin olan. Kadri ve şanı yüce, kerem ve cö­mertliği sonsuz olan… Bir ayette kulun, kendine yazık edip de bunaldığı za­man Allah’a yönelirse, onu ne kadar merhametli ve ne kadar cömert, tevbeyi kabul eden müşfik bir Rab olarak bulacağı anlatılıyor: “Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edil­mek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmet­tikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara ba­ğışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.”(Nisa, 4:64) Vacid isminin ıstılah anlamı: Vacid; zengin olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Vacid; kullarının taleplerini yerine getirmekte hiçbir zaman aciz kalmayandır. Vacid; istediğini istediği an huzurunda bulandır. Vacid; kendisinden kaçış ve kurtuluşun mümkün olmadığı yegane zattır. Vacid, kullarının bütün yaptıklarını görendir. Vacid; kullarını rızıklandırmaya, hidayet etmeye ve cezalandırmaya gücü yetendir. Vacid | el-Vacid Dualar ve Zikirler EL-VACİD isminin zikri (14) adettir. Zikir saati Zühre; günü Cuma’dır. Büyük Ebcetle hesap edilip (14×14=196) defa okunması daha uygun görülmüştür. Cuma sabah erken, gün doğarken ve ikindi sonrası ve akşamdan sonraki ikinci saat ile gece yarsı okunabilir.
Din İslam
Doğduğu topraklara bu kadar özlem duyduğunu iddia eden, her fırsatta "Erzincan’da çobandım, peynir mayalardım" anlatısını parlatan bir insan neden hayatının en mahrem tercihini o topraklardan değil de Manhattan’ın elit ekosisteminden yapar? Sosyolojide çok temel bir kural vardır: Sermaye büyüdükçe, bireyin ulusal veya etnik aidiyeti zayıflar ve yerini "sınıf aidiyetine" bırakır. Ulukaya artık Erzincanlı bir köylü ya da Türkiye’deki bir azınlık mensubu değil; o, milyarderler kulübünün bir üyesi. Günlük hayatı New York’taki hayırseverlik galalarında, Dünya Ekonomik Forumu koridorlarında, küresel fon yöneticileriyle akşam yemeklerinde geçiyor. Dolayısıyla bir hayat arkadaşı seçerken aradığı şey, çocukluğunun kültürel kodları değil; şu an içinde nefes aldığı o milyarderler dünyasındaki sosyo-kültürel uyum, vizyon ortaklığı ve "network" (bağlantı) kalitesidir. O çok sevilen "Munzur dağlarında çobandım, Amerika'ya geldim ve yoğurt kralı oldum" hikayesi, Chobani markasını Chobani yapan en büyük pazarlama dehasıdır. Amerikalı tüketici o yoğurdu sadece lezzetli olduğu için değil, arkasındaki o "organik, saf, topraktan gelen dürüst göçmen adam" imajı için satın alıyor. Bu nostalji ve memleket sevdası, iş dünyasında devasa bir finansal ve sosyal sermayeye dönüşüyor. Ancak bu anlatı, şirket yönetim kurulu odasının ve özel hayatın kapısında biter. Yani o yerellik, kitleleri etkilemek ve vicdani bir meşruiyet alanı yaratmak için kullanılan harika bir PR enstrümanıdır. Özel hayatta ise modern, seküler ve küresel Batı standardı tercih edilir. "Gidip kendi doğduğu topraklarda yaşayan fakir bir kadınla evlensin" önerisi, samimi ve organik bir kök bağının rasyonel sonucudur. Ancak elitlerin psikolojisi böyle çalışmaz. Onlar doğdukları topraklara eşit birer paydaş, oradaki insanlara
1000Kitap
"Adam yetiştirmenin çilesini çekmemiş insanları adam harcamakta çok cömert görürsün" genel mesele bu.
Alıntı