"Hayatın anlamı" sorusu şimdi guruların, ruhani masörlerin, muhteva üreten teknolojistlerin ve üfürükçü ruh sağaltıcıların ellerindeydi. --Artık doğru tekniklerle bir ay gibi kısa bir sürede anlamsızlıktan sıyrılmanız garanti edilebiliyordu.-
Kapitalist modernite araçsal ekonomik sistemle insanlığı ipotek altına almıştı.
Siyasal alan; ortak bir hayatı biçimlendirme meselesinden ziyade bir idare ve manipülasyon meselesiydi,
Akıl; çıkarcı hesap mantığıyla yozlaştırılmıştı,
Kültürel hayat; bir anlamda bütün bir endüstri ya da maddi üretim alanına doğru filizlenerek önemini daha da artırmıştı; ücretlendirilemeyen ya da ölçülemeyen şeylere ayıracak çok az vakti olan sosyal düzen vitrini uyarınca giderek büzüşmüş, önemini kaybetmişti.
''Hayatın anlamı'' sorusu insanların kendi hayatlarının anlamını ve değerini sorarken geleneksel olarak başvurduğu alanlardı. Yaşamak için bunlardan daha uygun temel sebepler bulmak zordu. Yüzyıllar boyunca pek çok insan bu değerler adına ölmeye yada öldürmeye hazırdı.