Bu anı hafızana kazımanı istiyorum. Bir dakika dur ve içinde ne güzellikler olduğunu keşfet ve bunu özümse. Pembeleşmiş yanakların. O dolgun ve diri memelerin. Sütun gibi bacakların. Arzu ve şehvetle yanıp kavrulan bakışların. Bu sensin, bunu asla unutma; inanılmaz derecede seksi ve şehvetli bir yaratıksın. Hayatımda hiç kimseyi senin kadar arzulamadım. Sözlerinin ne kadar gerçek olduğunu, en az arkamda kabarmış erkekliğinin gücü kadar, derinden hissedebiliyorum.
Cinselliği bastıran bir insan, onun müptelası olan bir insandan daha fazla cinsellik doludur. Çünkü cinsellik yaşanırken enerji boşalır; bastırıldığında ise sürekli olarak sistemin içinde dolaşır.
Her kadında güçlü bir fahişelik yoktur ama fahişelik, dişisel davranışın bir sonucudur. Çekiciliğinin ölçüsünde kadın, erkek isteğinin karşısında nişan tahtasındadır. İffetlik adına tamamen geri çekilmediği durumlarda sorun, kadının hangi koşullarda, hangi bedelle teslim olacağıdır. Ama her zaman koşullar gerçekleştiğinde kendini bir nesne gibi sunar. Mesleksel fahişelik sadece parasal bir unsur ekler.
İnsan ruhu, en şaşırtıcı buyrukların etkisi altındadır. Sürekli kendinden korkar. Erotik davranışları onu dehşete düşürür. Azize, zevk düşkününden ürküntü ile kaçar; kendi ile onun itiraf edilemez tutkularının aynı olduğunu bilmez.