Delilik, normalliğin ikincil ve arızi bir çarpıtılışı değildir; normalliğin kendisi (Schelling'den alıntı yapacak olursak) mutenalaştırılmış/düzenlenmiş delilikten başka bir şey değildir -
Günlük hayatımızda ot gibi yaşarız, evrensel Yalan'ın içine fena halde gömülmüşüzdür, sonra, birdenbire, olumsal bir karşılaşma -bir konuşma sırasında öylesine söylenen bir laf, tanık olduğumuz bir olay-, kendimizi aldatışımızı paramparça eden bastırılmış travmayı günışığına çıkarır. Bize, projemizi gerçekleştirmeyi başaramamamıza, sadece talihsiz koşulların neden olduğunu söyleyen yanılsamanın karşısında, o aptalca olumsal hareketi yapmasaydık (o lafı işitmeseydik, sokağın o köşesinden dönüp o kişiyle karşılaşmasaydık), her şeyin güzel kalacağını, evrenimizin paramparça olmayıp sapasağlam ayakta duracağını söyleyen yanılsama vardır.
... İdeoloji tam da bu mesafenin kendisidir. İdeolojik özdeşleşme, tam da onunla bütünüyle özdeş olmadığımız, onun altında zengin bir insan olduğu şeklindeki farkındalığı sürdürdüğümüz zaman bizi gerçekten yakalar. "Her şey ideoloji değildir, ideolojik maskemin ardında, ben de bir insanım" konumu, ideoloji formunun, ideolojinin "pratik etkililiği"nin ta kendisidir.