Boş yere kurşunu altına dönüştürmeye çalışan eski simyacılar bunun, insanın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak anlamına gelen bir mecaz olduğunu anlamamışlardı. Kurşunun altına dönüşmesi aslında, boş ve cahil bir zihni çalışan ve aydınlanmış bir akla dönüştürmek demekti.
Yoksul aydın, zengin aydından çok daha kuvvetli görür. Yoksul, her sözcüğü kuşkuyla dinler; attığı her adım, onun düşünce ve duygularına böylece bir görev, bir iş yüklemiş olur. Onun kulağı deliktir, duygusu ince; o tecrübelidir, ruhu yanık yaralarıyla doludur...