...yeni yıl kararlarımızı uygulayamayışımızın, işin görünen gerçeği olan gurur kırıcı irade zayıflığımız dışında da çok geçerli başka bir nedeni olabileceği anlaşılmıştır. O da şudur: Verdiğimiz kararların ne olduğunu hatırlayamıyoruz. Bu kadar basit. Eğer bu kararları bir yere yazmışsak muhtemelen kâğıdı nereye koyduğumuzu da hatırlayamıyoruz.
Onlarca insanı, bu arada ağabeyinin de, büyük kentlere gelen yüzlerce gönüllü palavracının kendilerine anlattıklarına dayanarak gazetelerle birlikte halkın iradesini ve düşüncesini, intikam ve cinayet şeklinde belirtilen bir düşünceyi ifade ettiklerini söyleme hakkına sahip olduklarını kabul edemezdi Levin. Bunu kabul edemezdi, çünkü ne içinde yaşadığı halkta bu düşüncelerin ifadesini görüyordu, ne de bu düşünceleri kendi kafasında buluyordu (kendisini Rus halkını oluşturan insanlardan biri dışında başka biri de sayamazdı). Asıl önemli neden ise halkla birlikte kendisinin de toplum yararının nerede olduğunu bilmemesi, bilememesi, toplum yararını sağlamanın ancak her insana açık olan iyilik yasasının çok sıkı bir şekilde yerine getirilmesiyle mümkün olabileceğini, bu yüzden insanın savaş isteyemeyeceğini ve hangi ortak amaçla olursa olsun savaş propagandası yapamayacağını kesinlikle biliyordu.
Eğer iyiliğin bir nedeni varsa, o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu, yani ödülü varsa yine iyilik değildir. Demek ki iyilik, neden ve sonuç zincirinin dışındadır.
Sonsuz bir zamanda, maddenin sonsuzluğu içinde, sonsuz bir boşlukta bir kabarcık-organizma çıkıyor ve bu kabarcık, bir süre kabarcık olarak kalıp patlıyor. İşte bu kabarcık benim.
Onun için sorun şuydu: "Eğer yaşamımla ilgili sorulara Hıristiyanlığın verdiği yanıtları kabul etmiyorsam, o zaman hangi yanıtları kabul edeceğim?" Ve tüm inançları arasından bırakın herhangi bir yanıt, yanıta benzer bir şey bile bulamıyordu.
Oyuncakçı ya da silah dükkânında yiyecek arayan bir adamın durumundaydı.