Çok ciddiye de alınmayacak bir yazı...
Şu labirent var ya ben ara ara oraya giriyorum sanırım, bakıyorum gerçekten kaybolmuşum, bakıyorum gerçekten labirenti oluşturanda benim, yollar var elbette ama benim o yollara girecek gidip deneyecek enerjim var mı? O kadar imkansız gelmiyor bazen, o labirentin dışındakiler de var sonuçta. Bir sürü insan bu yollardan geçti diyorum. Hatta daha zorlu şartlarda geçen insanlar var diyorum. Ama bilmiyorum işte benim o kadar enerjim var mı, benim o kadar gücüm var mı? Diyorum işte daha zor şartlar altında bir sürü insan var diye, düşünüyorum onları bu sefer haksız hissediyorum, senin isyan etme hakkın yok diyorum gayet güzel bir yerdesin diyorum. Bu yazıyı yarın okuduğumda pişmanlıkla okuyacağım belki ne boş yapmışım diyeceğim ama bir şeyler yazasım da geliyor, yaz kızım ne var sanki seni görüyorlar diyip yazıyorum sanırım şuan. Yol bulursam yine yazarım belki. Öyle yani işte labirentten nasıl çıkılıyor? Tavsiye? Böyle zihnimin bir köşesine taktığım en ufacık şeylerden oluşturduğum labirentten, yol var ama değil mi?
Duygu ve Düşünce

Nehir Gökçen Kaya

@nehirgokcen
·
" 'Benim burada ne işim var?' diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapmadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim? "
Sayfa 59 - Nora'nın kendini yaşamla ölüm arasında bulmadan önce paylaştığı sondan bir önceki durum güncellemesi·Kitabı okudu
Alıntı
Kraliyet Mastürbasyonu Efsaneye göre, evren siyah, ilkel, kaotik bir çorba olarak başladı ve hiçliğin dışında bir yumurta oluştu ve bu yumurta tanrı Atum’u fırlattı. Atum’un bilinç kazanmak üzerine yaptığı ilk iş mastürbasyon oldu. Sperminden onun evreni yaratmasına ve yönetmesine yardım eden tanrıların ırkı ortaya çıktı. Ejakülasyonun (boşalma) yaratılışın itici gücü olduğu fikri, Eski Mısır toplumu için o kadar önemliydi ki, Nil’in akışını Atum’un tanrısal eylemiyle ilişkilendirdiler. Firavun Ra’nın görevi dünyayı ve tanrıların dengelerini korumalarına yardımcı olmaktı. Atum’un her yıl yapması gereken en zorlu işlerden biri, Nil’in can veren gücünü sürdürmesine ve akmasını sağlamasına yardımcı olmak için yeniden ve yeniden boşalmaktı. Tanrı Nim bayramında Firavun, halkla birlikte bu çok önemli ve kutsal töreni gerçekleştirmek için Nil kıyılarına inerdi. Firavun, nehir kıyısında yürür, soyunur ve mastürbasyon yapardı; özellikle de, meninin, karaya değil nehrin dibine düşmesi önemliydi. Daha sonra törene katılan bütün erkekler aynı şeyi yapardı. Böylece, nehrin canlandırıcı gücünün krallıklarını koruduğunu ve başka bir yıl için bol miktarda hasat sağlayacağını umarlardı.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayatın kangreni yalnızlaşma
Hayatımızın kangreni yalnızlaşma ve bireyselleşme. Liberal hayat anlayışı bireysel özgürlüğü ve kişi haklarını her şeyden üstün görerek hem toplumsal değerleri hem de devlet baskısını kırmış insana mutlak anlmada bireycilik kazandırmıştır. İnsanı toplumdan kopararak yalnızlığa sürüklemiş, toplumsal değerleri ve kültürleri ise tektipleştirmiştir. İnsanlar artık kendi aidiyetlerini tanıyamaz ve kendine özgü ve özgün bir hayat bilemez hale getirmiştir. İnsanlar gittikçe yalnizlaşmaya ve bireyselleşmeye başlamış ve kendi benliğinden uzaklaşarak çoklu benlikler ve kişilikler kazanmaya mecbur bırakılmıştır. Çünkü modern hayatın getirdiği ya ayak uydur ya da terk et anlayışı insani aidiyetlerinden uzaklaştırmıştır. Liberteryenizm'in doğuşuyla liberalizmin modern versiyonunu yaratmıştır. Ve modern liberal hayat anlayışı insani kendi öz kimliklerinden çok uzaklaştırmış insanlara farkli benlikler yüklemiştir. Ve bu insanı yalnızlığa mahkum etmistir... Fatih ZEYREK
Duygu ve Düşünce
Günaydın
Çoklu monologlar şeklinde sürdürülen beraberliklerden sıkılsak da vazgeçemiyoruz. Tekrar sahne alacağımız ânın sabırsızlığıyla, başkalarının söylediklerine pek de dikkat etmeden. Performans ağırlıklı bu beraberliklerde, ilişki değil, narsisisitik kaygılar ön plandadır. Daha çok iç boşaltma işlevi gördüklerinden iletişim kategorisinde değerlendirilemezler. Bu tür yaşantılar, bizi çıkmazlara, yani insanların birbirini anladığını farz ederek sürdürülen ilişkilere kadar götürebilir. Konuşmalar entelektüel frekanslarda sürmekteyse, bu moda girme olasılığı daha da artar. Bir şeyler anlatan birine "Seni anladım," dediğimiz anda akmakta olan sürecin önünü kapatmış oluruz. Çünkü aslolan sürekli anlamaya çalışmaktır. ​Engin Geçtan, Rastgele Ben
Alıntı
Bu gün benim doğum günüm.🥳 Ömrümden bir tuğla daha eksildi (: Her geçen gün bir şeyleri daha iyi anlıyor ve geçmişi daha çok özlüyorum. İnşallah Rabbim geleceğimi geçmişimden daha hayırlı kılar.🤲🏻 Yeni yaşım beraberinde sorumluluk ve sorunlada getirecektir ama her sorunun çözümü olduğu gibi Rabbimin yardımıyla o sorunlarıda çözeceğim inşallah. Rabbim yeni yaşımı daha güzel, mutlu ve daha hayırlı kılsın. Rabbim hem benim hem sizin ömrümüzü sağlıklı ve bereketli kılsın. Bu zorlu hayatın üstesinden gelecek bu zorlukları yeneceğim bir yıl olması dileğiyle doğum günüm kutlu olsun 🥳🎉🎂 Sizden güzel dilekler ve hayır duası bekliyorum.☺️ Şimdiden kutlayan herkese teşekkür ederim ☺️💐🌷
1000Kitap
Algernon'a Çiçekler
Daniel Keyes (1927–2014), Amerikalı bir yazar ve öğretmendir. En çok Algernon’a Çiçekler adlı eseriyle tanınır. İlginç olan şu ki, Keyes sadece yazar değildi. Bir dönem İngilizce öğretmenliği yaptı ve özel eğitim alan öğrencilerle çalıştı. Charlie Gordon karakterini yaratırken de bu deneyimlerinden etkilendiği biliniyor. Yazarlık kariyerinde insan psikolojisi, zekâ, kimlik ve toplumun farklı bireylere bakışı gibi temalara sıkça yer verdi. Algernon’a Çiçekler önce kısa öykü olarak yayımlandı, daha sonra romana dönüştürüldü ve dünya çapında klasikleşti. Ayrıca Keyes'in bir diğer ünlü kitabı da gerçek bir vakadan esinlenen Billy Milligan’ın Zihinleridir. Bu eser, çoklu kişilik bozukluğu teşhisi konulan Billy Milligan'ın sıra dışı yaşam öyküsünü anlatır. Algernon'a Çiçekler
1000Kitap