"- Halime bak Kâmran. Bu halle nasıl dışarı gideriz? Müsaade et, bir dakika odama çıkayım, üstümü değiştireyim, şimdi gelirim.Kâmran, onun bileklerini bırakmıyor:İmkân yok, Feride. O bir defa oldu.Seni bir kere ele geçirdikten sonra tekrar bırakmak...Diye gülüyordu.
Genç kız, artık uğraşmaya takatı kalmamış gibi başını Kâmran'ın göğsüne koydu, yüzünü saklayarak utana utana
itiraf etti:Gittiğime benim de pişman olmadığımı mı zannediyorsun?Kâmran, onun yüzünü göremiyor, yalnız çenesini, dudaklarını okşayan, seven parmaklarına sıcak gözyaşı damlalarının düştüğünü duyuyordu."