"Dostları üstüne vardıkça büsbütün inat eder, zaman zaman da, özellikle tartışmalarda softaca bir ahlak tarafını tutardı...Derdi ki: "İnsan hayatının normal amacı dört mevsimde de, yani hayatın dört çağında da fazla hoplayıp zıplamadan yaşamak ve son güne kadar hayat kadehinin hiçbir damlasını israf etmemektir: Ağır ağır yanan bir ateş, ne kadar şairane olursa olsun şiddetli bir yangından daha iyidir." Sonuç olarak da şunu eklerdi: "Bu düşündüklerimi gerçekleştirmekle mutlu olacağım, fakat fazla umudum da yok, çünkü bu çok zor bir iş."
"Çevresindekiler:" İhtiras her şeyi affettirir ;siz ise, bu bencilliğinizle hep kendinizi düşünüyorsunuz; bakalım kendinizi hangi güzele saklıyorsunuz." derlerdi.Ştolts, düşünceli düşünceli, sanki uzakta bir yere bakıyormuş gibi, "Birisini buluruz elbette." derdi, gene de ihtirasların şiirli güzelliğine inanmaz, gürültülü, tehlikeli sonuçlarını hoş görmezdiİdeali her zamanki gibi ciddi bir hayat ve ona bağlı işlerdi."
"Kendindeki bu değerlerin değerini bilir, o kadar cimrilikle kullanırdı ki, onu herkes duygusuz ve bencil sanırdı. Kendine hâkim olmasına, düşünme özgürlüğüne kızarlar, kendilerinin ve başkalarının hayatlarını ateşe atan insanları beğenir ve kıskanırlardı."
"Ştolts kimseye tapmıyordu. Ruh ve beden kuvvetlerini kendine saklıyordu; tedbirli bir gurur içinde kalıyordu; Çevresine öyle bir tazelik ve güç yayıyordu ki karşısında kadınlar bile sıkılganlık duyuyordu."