"Bu alışamadığı ülkede süslü yalanı soluk gerçekten ayırt edebildiği zaman Tanrısına şükürler ederdi; süslü yalanlara aldandığı zamanlar, hiç değilse sendelemekle kalıp düşmediğine, kalbinin çarpmakla kalıp kanla dolmadığına, alnına soğuk terler çıkmadığına ve birkaç yılının berbat olmadığına sevinirdi"
"Kalbini de hayal gücü gibi dikkatle kullanırdı. Fakat kalp işlerinde sık sık faka bastığından duygular âleminin kendisi için bir terra incognita* olduğunu itiraf etmek zorunda kalırdı."
*Latince: Bilinmeyen toprak. (ç.n.)
"Hülyadan kaçardı; kaçmadığı zaman da üstünde, "Ma solitude, mon hermitage, mon repos"* yazılı bir mağaraya girdiğini, içinden saat kaçı kaç geçe çıkacağını bilirdi."
*Yalnızlığım, inzivam, huzurum. (ç.n.)
"Zaten Oblomov yaşlandıkça, kendisine bir çocuk utangaçlığı geliyordu. Dışarı ile bağlantısı azala azala kendi hayatının dışında kalan her şeyden ürküyor, çekiniyordu."