Puan vermedi·280 syf.··
2026 16. kitabı
Reading witcher in english is fascinating. Even though its translated directly from Polish, English sometimes flattens the raw, gritty Slavic wit, but the dark atmosphere still punches through. I love how this book tears down pretty fairy tales. It shows a magical world ruined by ugly human realities such as injustice, racism, and violence. It proves that no matter the universe, human nature always brings the same disgusting problems. Since I’ve played all the games, I didn't have to build this world from scratch. I felt like I was returning home, totally immersed from page one. Plus, every character is so distinct you instantly adopt them. Dandelion, especially, is brilliant, his dramatic bard energy perfectly balances the grim reality. The core of the book for me is Geralt. He acts like a heartless mutant who only kills for coin, forcing himself to believe he has no feelings because society expects him to be cold. But underneath, he is incredibly soft hearted. I related to him deeply. People often call me emotionless too. But I know how much I actually care. When it matters, sometimes I act way more thoughtful and genuinely considerate than the people who constantly brag about how sensitive they are. Like Geralt, being guarded doesn't mean you don't feel. Some dislike that this is just a collection of scattered short stories, but I think it’s the perfect, low pressure gateway into the universe. It’s a fun, easy read that makes you feel both the darkness of the world and the hidden warmth of its hero.
The Last WishAndrzej Sapkowski · Gollancz · 20204,282 okunma
Kurgu üzerine yazar görüşü.
10/10
·170 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Core: Uyanış'ın ilk sayfalarında tanıdık bir bilimkurgu atmosferi bulacaksınız. Ancak sizi uyarmalıyım; bu, sadece zihninizi hazırlamak için kurduğum bir oyun. Hikaye ilerledikçe alışıldık kalıpların nasıl parçalandığına ve asıl hikâyenin bambaşka bir boyuta evrilişine şahit olacaksınız. Bütün samimiyetimle söylüyorum, okumaya başladığınız kitap, bitirdiğinizde elinizde tuttuğunuz kitap olmayacak.
Bilim-Kurgu
Core: UyanışSamet Pilevne · Play Kitaplar · 20261 okunma
Reklam
Kapitalizmin Kökenleri ve Modern Dünya Sisteminin Doğuşu
Puan vermedi·442 syf.··
2026 10. kitabı
·
368 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 23:19
Immanuel Wallerstein, neolitik devrimden sonra insanlık tarihinin en önemli kırılma noktası olan kapitalizmin bölgesel bir fenomenden nasıl bir dünya sistemine dönüştüğünü teorik bir çerçevede, ancak okuyucusunu sıkmadan anlatıyor. Wallerstein'e göre kapitalizm 14. yüzyılda feodal sistemin içine girdiği kriz sonucu zorunluluklardan dolayı ortaya çıkar ve 1450 ile 1670 yılları arasında Batı Avrupa'nın ekonomik ve siyasi açıdan dünya egemenliğine yükselişinin altında yatan nedendir. Bu kapsamda 14. yüzyılda yaşanan veba salgını ve iklim krizleri sonucu ortaya çıkan işgücü sıkıntısı nedeniyle çöken feodal ekonominin yerini alan kapitalist dünya sistemi, coğrafi olarak genişleme (emperyalizm), değişik üretim tarzlarının ortaya çıkışı (coerced and cash-crop labour) ve kendi milli burjuva sınıflarını destekleyen ulus devletlerin imparatorlukların yerini alması gibi gelişim safhaları ile birlikte modern dünyanın tartışmasız ekonomik ve siyasi modeli olmuştur. Bu yeni kapitalist dünya sistemi, farklı bölgeler arasındaki ilişkileri ve her bölgedeki çalışma koşullarının türlerini belirleyen uluslararası bir iş bölümüne dayanır. Bu modelde siyasi sistemin türü, her bölgenin dünya ekonomisindeki konumuyla doğrudan ilişkili olarak "core", "semi-periphery", ve "periphery" şeklinde kategorilere ayrılır. Kapitalist dünya ekonomisinden en çok faydalanan "core" bölgeler (İngiltere, Fransa, Hollanda başta olmak üzere batı avrupa ülkeleri) güçlü merkezi hükümetler, geniş bürokrasiler ve büyük paralı orduları ile yerel burjuvazinin uluslararası ticareti kontrol altına almasına ve bu ticaretten elde edilen sermaye fazlalıklarını kendi çıkarları için kullanmasına olanak sağlamıştır. Güçlü merkezi hükümetlerden yoksun olan "periphery" (Doğu Avrupa ve Latin Amerika ülkeleri, ilerleyen
The Modern World-System IImmanuel Wallerstein · University of California Press · 20112 okunma
Samimiyetin Stratejik Hali
6/10
·414 syf.·
2026 8. kitabı
İş yerinde geri bildirimin neden ya işe yaramadığını ya da ilişkileri zedelediğini açıklayan ve bu sorunu çözmek için net bir iletişim modeli öneren Radikal Samimiyet, özellikle yöneticilerin ekipleriyle kurduğu iletişimde iki temel eksenin sürekli çatıştığını göstermekte. İnsanı önemsemek ve performansı zorlamak eksenlerinin birlikte çalışmadığı her durumda ya verimin düştüğünü ya da güvenin zedelendiğini ortaya koymak amacıyla Kim Scott tarafından kaleme alınmış. Kitabın içeriğinde çokça gerçek hayatta yaşanılan örneklerden bahsedilmekte ki yazar Apple Üniversitesinde öğretim üyeliği, Google, YouTube gibi firmalarda yöneticilik, Dropbox ve Twitter’da CEO koçluğu gibi oldukça üst düzey bir kariyere sahip. Bundan dolayı örnek verdiği olayları iyi tahlil etmek gerekiyor. Bu açıdan yaklaşınca otomatik olarak içinde bulunduğum durumlarla karşılaştırma yaparak ilerlemek ve kıssadan hisse çıkarmak adına faydalı buldum. Ancak her olay bizim çalışma hayatımızda yaşanmış mıdır? Yaşanabilir mi? Zannetmiyorum ama şu gruplara tavsiye edeceğim nitelikte bir kitap: 1-Ekip yönetenlere ya da yönetmeye adaylara 2-Geri bildirim verirken zorlanan çalışanlara 3-İletişim kuramayan profesyonellere Kitabın merkezine biraz daha inince iki unsur bizi karşılıyor: I. Kişisel olarak önemseme, II. Doğrudan meydan okuma. Bu iki unsur birlikte olduğunda “radikal samimiyet” ortaya çıkıyor. Yani insanlara değer verdiğini hissettiren ama aynı zamanda performanslarını açık ve net şekilde sorgulayan bir iletişim tarzı. Bu denge kurulamadığında ise üç problemli bir alan meydana geliyor: I. Sadece eleştiri varsa kırıcı saldırganlık, II. Sadece empati varsa yıkıcı empati, III. ikisinin de olmadığı durumda ise kişisel ilgisizlik ortaya çıkıyor. Kitap boyunca geri bildirim, teknik bir beceri olmaktan çok
Kişisel Gelişim
Radikal SamimiyetKim Scott · Buzdağı Yayınevi · 202015 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 11. kitabı
youtu.be/ZoUsdRcoShk?si=... The book suggests that the human mind is naturally composed of various "parts" and a core, undamaged Self. It emphasizes that there are "no bad parts," as even the most destructive behaviors are well-intentioned attempts by protective parts to manage trauma and shield vulnerable "exiles". Through practical exercises, the author demonstrates how individuals can access their compassionate Self-leadership to heal these parts and restore internal harmony and wholeness.
No Bad PartsRichard C. Schwartz · Sounds True · 202143 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 103. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 18:20
As the fourth installment in Kawaguchi’s renowned series, Before We Say Goodbye offers a familiar yet profoundly moving structure. For those who have journeyed through the previous books, the narrative pattern remains consistent: a small, subterranean cafe in Tokyo, a set of unyielding rules, and a steaming cup of coffee that acts as a bridge between the present and the past. There is an undeniable aesthetic harmony in reading this book during rainy weather. The sound of the rain outside mirrors the quiet, introspective atmosphere of the Funiculi Funicula cafe. To truly appreciate this story, one needs nothing more than a quiet corner, a warm cup of coffee, and the luxury of time. At its core, the series continues to pose the same existential question: "If you could go back in time, knowing you cannot change the present, who would you choose to meet?" While some might see the repetition as a flaw, I see it as a meditative ritual. Ultimately, I would define this work as a poignant chronicle of grief. It explores the weight of things left unsaid and the quiet strength required to finally let go. It reminds us that while we cannot rewrite our history, we can always choose to change how we carry our memories into the future.
Before We Say GoodbyeToshikazu Kawaguchi · Hanover Square Press · 2023649 okunma
Reklam
Reklam