“İnsan nasıl ırkçı olur, nasıl cinsiyetçi olur? Kimse annesinin karnından ırkçı doğmaz, doğuştan gelen bir yatkınlık yüzünden cinsiyetçi olmaz. İnsan ötekileştirmeyi görerek ögrenir…”
“Ben hep uslu bir çocuktum…”
Kaç kere duydum bu cümleyi acaba? Kimin için uslu durdum? Ne karşısında? Hangi delilik, sürüncemede tutulan hangi işkenceler, kehanet edilen hangi uçurumlar karşısında? Küçücük bir çocuğun usluluğu çok tedirgin edicidir…
Daha net söylemek gerekirse: ihmalkâr annelikle. Erkegin suçu tecavüzse, kadının suçu bakım vermeme. Çocuklarını terk etmek bir kadının yapabileceği en kötü şey.
“Asıl başarısız insan, büyük işleri gerçekleştiremeyen değil -bunu kim başarmıştır ki- bir yuva kurmak, bir dostluğu, bir kadınla mutlu bir ilişkiyi sürdürmek, ekmek parasını kazanmak gibi küçük şeylerde başarısızlık gösteren insandır. Başarısızlığın en acısı budur.”