Aile her zaman kutsal mıdır? Yoksa bazen en büyük kötülük aile bildiklerimizden mi gelir?
Ah minik Diana.. Neler yaşadın, onca acıya nasıl dayandın, her şeye rağmen nasıl gülümsemeye devam edebildin?
Sayfalar ilerledikçe aklımda hep bi "Neden?". İnsan canının bir parçasına bunları neden yapar? Nasıl yapar? Bu açıdan kişilerin hislerine daha çok değinilmesini isterdim sanırım, tek eleştirim bu olabilir. Onun dışında gayet akıcı ve sürükleyiciydi. Tek solukta okudum, okuduktan sonra bir süre etkisinden çıkamadım hatta. Kendisi küçücük olsa da yüreği sızlatacak cinsten..
Kafam dağılsın diye okumaya başladığım hikayeyi bitirdiğimde çoktan darmadağın olmuştum bile..
.. başka bir ailede ve başka bir dünyada olsaydık, o kendisi olabilseydi ve ben kendim olabilseydim, ağabey ve kız kardeş gibi olabilir miydik, demek istiyorum ki olduğumuz kişiler olmasaydık, o kendisi olmasaydı ve ben kendim olmasaydım, olmuş olacağımız o başkaları, ağabey ve kız kardeş olabilir miydi?
Görüntüleri zihnimden uzaklaştıramıyorum: Onu son gece bodrumda ağlarken hayal ediyorum ve her şey karanlığa gömülmeden önce "İyi geceler anne" derken.
Bir şeyler okumaktan zorlandığım bir dönemde olmama rağmen bu kitap akıp gitti. Bazen klişe bir Türk dizisi izliyormuş hissi uyandırsa da çoğu zaman devamını merak ettirerek sürükledi diyebilirim.
Karakterleri tamamıyla haklı ya da haksız olarak ayrılmak güç. Herkesin kendince iyi ve kötü yanları var. Okurken hepsiyle empati kurdum, her karaktere yer yer üzüldüm yer yer kızdım, yer yer hepsi için duygulandım. Ama en çok kalbimi sızlatan Müzehher oldu. Yazarın da betimlediği gibi "baharın bereket bahşeden tazeliğinden istifadeye vakit bulamadan serin bir rüzgâra maruz kalmış bir sarı gül goncası gibi kuruyup yok olan" zavallı Müzehher..
Bir yanda sevmediği adamla evli kalmak zorunda kalan, sevdiği adam gözünün önündeyken kalbine söz geçiremeyen, elde etme hırsıyla bürünüp aşktan gözünü karartmış Meliha; bir yanda geçmişin hovardası, aşkını kaybetme duygusuyla yataklara düşmüş, ne göze alabilen ne de gözünü alabilen Necdet..
Ortada bir aşk var. Kendileriyle birlikte Müzehher ve İbrahim Şemsiyi de mutsuzluğa ve sevgisizliğe iten bir aşk.. Kimine göre yasak, kimine göre yanlış, kimine göre zavallıca.. Yazar genel olarak Melihayı kocasını aldatan, başkasına aşık olup sırnaşan, deyimi yerindeyse "kötü kadın" olarak; Necdet'iyse vicdan azabıyla yaşayan, daha masumane, "zavallı" şeklinde yansıttıysa da ben bu kadar keskin sınırlar olduğunu düşünmüyorum incelememin ilk kısmında da belirttiğim üzere. Ortada bir günah varsa bu tek bir tarafın üstüne yıkılmamalı.
Günahıyla sevabıyla, doğrusuyla yanlışıyla aşk ateşiyle kavrulup dünyada kavuşamasalar da kader onları kısa sürede ölümle birleştirmek üzere çoktan ağlarını örmüştü bile..
"Ne garip kader, ne düşkün talih.."
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma