Cellat rahipten teslim aldığı mahkumu sehpaya yatırıp,argo deyişle firma sürüp biçağı aşağı bırakmış. Güçlükle harekete geçen ağır demir üçgen yivlerden sarsılarak aşağı düşüp adamı öldürmeden boynunu yardığında dehşet anları
başlamış. Adam korkunç bir çığlık atmış. Canı sıkılan cellat bıçağı yukarı çekip yeniden bırakmış. Mahkûmun boynunu ikinci kez ısıran bıçak yine koparamamış. Mahkûmla birlikte kalabalık da haykırmaya başlamış. Üçüncü darbenin bu işi bitireceğini uman cellat bıçağı yeniden yukarı kaldırıp aşağı bırakmış. Sonuç yine aynı. Mahkûmun ensesinden üçüncü bir kan deresi akmasına rağmen üçüncü darbe de başı koparamamış. Kısa keselim. Beş kez
baçak inleyen ve canlı başını sallayarak merhamet dileyen mahkumu öldürememiş! Öfkelenen halk yerden aldığı taşlan sefil cellada fırlatmış. Giyotinin yanından kaçan cellat jandarmaların atlarının arkasına sığınmış. Ama daha sonunagelmedik. Giyotin sehpasında tek başına kaldığını fark eden mahkûm boynundan kanlar fışkırırken omzundan sarkan yan kesik başını tutarak ürkütücü bir şekilde doğrulup bo-
ğuk çığlıklarla kafasının koparılmasını istemiş. Merhamet duygularıyla coşan halk jandarmaları zorlayıp ölüm cezasını beş kere çeken bahtsızın yardımına koşmak üzereyken, celladın yirmi yaşında bir genç olan uşağı giyotin sehpasına
çıkıp mahkûma ellerini çözeceği için sırtını dönmesini söylemiş ve hiçbir endişe duymadan söyleneni yapan can çekişen adamın sırtına sıçrayıp elindeki kasap bıçağıyla boynunun
hala kopmayan kısmını acımasizca kesmiş. Evet, bütün bunlar yaşanmış gerçeklerdir.
Öncelikle kitabı bir solukta okudum. Eserde genel itibariyle Tolstoy un Hz Muhammed sav in hadisi şerifler i ,Anne Hristiyan Baba Müslüman olan Vekilov ailesinin çocuklarının hangi dini seçmelerinin doğru olacağının tavsiyesini Tolstoy a yazdığı bir kaç mektupla isteyen Anne Vekilov un mektupları ve Tolstoy un verdiği cevapları içeren, son bölümde ise Tolstoy un inanç arayışı ile Allah'ın varlığını ve birliğini iman için yıllarca yapmış olduğu tefekkür ile intiharın eşiğinden dönüşünü, Hayatın bir hiçlik ten bir anlam kazanmasının sadece Allah inancı ile mümkün olabildiğini anlatmaktadır.
Özellikle son bölümde doğuştan gelişi güzel gelen bir inanç yerine , Ben kimim ne için yaşıyorum, var olma amacım nedir? Sorularını kendine sorarak cevabı bulmak için kendi içinde verdiği mücadeleyi ve sonunda huzur ve mutluluğu ancak sonlu bir varlık olmaktansa sonsuzluğa uzanabilmenin tek yolunun Allah inancı oldugunu ifade etmiştir.