Crooks kendini silmiş, sıfıra indirmişti. Ne kişiliği kalmıştı ortada, ne benliği... kimsenin seveceği ya da nefret edeceği bir şeyi kalmamıştı artık. “
Yüzünde
eğlendigini belli eden bir ifadeyle süzdü kız on-
Bir şey çok tuhaf biliyor musunuz?" dedi. "Bir adamı
yalnız yakaladığımda onunla çok iyi anlaşıyorum. Ama ne zaman iki kişi oluyorsunuz işte o zaman ağzınızdan laf ala-mıyorum. Çok tuhaf değil mi bu durum sizce de?* Tırnakla-nını ovuşturmayı kesip ellerini beline koydu. "Birbirinizden korkuyorsunuz, asıl mesele bu. Biri sizin için kötü bir şey söyleyecek diye hepinizin ödü kopuyor."
Bir anlık sessizlikten sonra Crooks konuşmaya başladı:
"Kendi evine gidersen şimdi çok seviniriz. Başımızın belaya girmesini istemiyoruz biz."
"Niye başınız belaya girsin ki ben buradayım diye? Arada bir canım biriyle sohbet etmek isteyemez mi yani? Bütün gün o evde kapalı kalmak zorunda mıyım ben?" Candy yumru şeklindeki bileğini dizine koyup sağlam eliyle yumuşakça ovmaya başladı. Suçlayan bir ses tonuyla konuştu: "Senin bir kocan var. Başka erkeklerle takılıp onların başına bela açma."
Kız sinirle parladı birden. "Tabii ki bir kocam var. Hepiniz tanıyorsunuz onu, öyle değil mi? Ne harika biri, öyle değil mi?
Bütün gün sevmediği adamlara neler yapmayı planladığını anlatan biri. Sevdiği tek bir kişi de yoktur. O küçücük evde oturup Curley'nin nasıl iki sol yumruk çakıp sonra da sağını indireceğini mi dinlemek zorundayım ben bütün gün? 'Bir-iki' diye anlatıp durur. 'Bir sol, sonra bir sağ, adam yerde." Konuşmayı kesti, öfkesi geçmişti, merakla sordu: "Hem siz söylesenize bana, Curley' nin eline ne olmuş?"
Odaya rahatsız edici bir sessizlik çöktü. Candy yan gözle Lennie ye baktı. Sonra öksürdü. "Şey ... Curley ... elini makineye kaptırdı hanımefendi. Parçalandı eli."
“ ‘Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte.’ “