Hikaye, çiftliklerde çalışan iki arkadaş George ve Lennie üzerinden ilerliyor. George daha mantıklı ve yön veren biri, Lennie ise saf ve biraz çocuk gibi.Lennienin özellikle yumuşak şeylere dokunma isteği onun başına sürekli sorun açıyor.
İkisini ayakta tutan şey ise kurdukları hayaldi; Kendi çiftliklerinin olması,ekip biçecekleri tarlaları ve içinde yetiştirecekleri bir sürü hayvanın olması. Lennie bu hayale çok bağlanıyor ve George’dan sürekli bunu anlatmasını istiyor. En çok da tavşanlara bakma kısmını seviyor.
Kitapta dikkatimi çeken konulardan biri ırkçılıktı. Crooks'un siyahi bir birey olduğu için uğradığı ayrımcılık beni gerçekten üzdü çünkü bu durum sadece kitapta kalmış bir şey değil maalesef. Günümüzde de özellikle Amerika’da siyahilerin hâlâ nasıl dışlandığını ve ezildiğini görebiliyoruz. Bu yüzden o bölümü okurken bu yüzyılda bile hâlâ bu gibi insanlık dışı ayrımların var oluşuna şahit olmak, okumak oldukça üzücü bir durum.
Ve George ve Lennie'nin beraber kurduğu hayallerle başlayan ama beklenmedik bir sonla biten etkileyici bir kitaptı.
"Gerçekleşmeyen hayaller, insanın aslında yapmak istemediği şeyleri mecbur kalıp yapması ve daha birçok şey..."
Sade bir dille yazılmış ve akıcı bir kitap.Ben beğendim, tavsiye ederim