Bu kitaptan önce yazarın "Bir Ruh Macerası" kitabının okunmasının faydalı olabileceğini gördüm. Orada öğrendiğim yazarın geçmişiyle, ufak biyografisiyle bu eseri okumam daha kolay oldu. Bahsi geçmiş kişi, olayları vs. az çok biliyor gibiydim. Fakat zorunluluk değil ben okumak istemiştim iyi ki bu sırayla okumuşum dedim. Bu kitaba gelince koyu,karanlık depresif bir yarıyı oluşturan kısımdan sonra gerçekten muhteşem bir aydınlık evreye geçiş kitapta açıkça hissediliyor. İlk kısımların depresifliği, karanlığı,okuması bile beni bu kadar yormuşken inanamıyorum yaşaması nasıldır. Bu ilk kısım dolayısıyla bir süre sonra sıkılıp bırakmayı düşünmüştüm ki devam eden kısımlarda insanın içini açan, içini saran güzel bir dönüşümün hikâyesiyle okumaya devam etmek istedim. Ayşe Şasa'yla kendimi bağdaştırdığım un ufak da olsa bir nokta olduğu için,böyle dememin sebebi onun yaşadığı acılarla kendi hayatımın kıyaslanamaz bile olduğunu vurgulamak, düşüncelerini merak ederek ilerledim. Aklımda kalan en önemli kısım benim için Batı'nın o kasvet veren,nihilist tutumunun yıllarca bize örnekmiş gibi önümüze ısrarla serilmesi ve güzelim Doğu mu diyeyim, işte bizim kendi edebiyatımız, yaşantımız, yaşantılarımızın nasıl bir çırpıda silindiği, elimizin tersiyle reddedildiği konusudur. Nasıl bir nankörlüktür bu. Çok ucundan da olsa ben de görebiliyorum bizim topraklarımızda,anlatılarımızda gerçekten çok farklı, insana iyi gelen, iyileştiren bir şey var. Nasıl olur da bunu görmezden geliriz. Kendi okuduğum bölüm olan BATI dilleri edebiyatını ufak bir sorgulamama neden oldu mesela. Asla bölümü yerip, oradaki eserleri de alaşağı edelim demiyorum. Orda da mükemmellikler var. Fakat bir şeyler eksik. O sebepten belki gün gelir "DOĞU" dilleri edebiyatı vs. gibi bir şeylere ağırlık veririm kendime onu