“ ‘Hayal canavarı kurbanını yakalamak için onun özlemlerini ve arzularını kullanıyor. Yuvalama dönemindeki bir kuş eşini, av peşinde koşan bir tilki çaresiz bir tavşanı görürdü!’
‘Arkadaşın gerçeği nasıl anladı?’ diye ansızın sordu kaptan.
‘Tviil mi? Ne bileyim! Belki ilgimi çekmesi mümkün olmayan bir şey düşünüyordu ve koşmaya başladığımda bambaşka bir şey gördüğümü anlayıp aklı başına geldi. Veya belki de hayal canavarı yalnızca tek bir imgelem yaratabiliyordur ve Tviil benim gördüğümü gördü ya da hiçbir şey görmedi. Ona soramadım. Ama zekasının bizimkine eş veya daha büyük olduğunun işte bir kanıtı daha.’ “
“Tanrım! Ne tuhaf bir yaratık. Hayal edebiliyor musunuz? Kör, sağır, hissiz, beyinsiz yalnızca bir mekanizma. Fakat aynı zamanda ölümsüz. Silikon ve oksijen olduğu sürece tuğla yapıp piramit inşa etmeye mahkum. Ondan sonra bile durmayacak. Ölmeyecek. Bir milyon yılın kazaları ona tekrar yemeğinden getirirse işine kaldığı yerden devam edecek. Beyinler ve uygarlıklar ise o zamana kadar hep yok olup gidecek. Garip bir yaratık…”
“Ama yaratık ürüyor da, veya en azından üremeye çalışıyor. Üçüncü tuğla çıkmadan önce hafif bir hışırtı oldu ve o küçük kristal toplardan bir yığını dışarı fırladı. Onlar onun sporları veya tohumlarıydı - artık adına ne dersen - … Sanırım silisten oluşan kristal kabuk tıpkı bir yumurta kabuğu gibi koruyucu bir kaplama. Aktif maddeyse içindeki koku, daha doğrusu silikona saldıran bir tür gaz. Kabuk o elementin bolca bulunduğu bir yerin yakınında kırılırsa bir reaksiyon başlıyor ve nihayetinde onun gibi bir yaratık gelişiyor.”
“Neyse, hem canlı olan hem de olmayan, on dakikada bir hareket eden ve bunu sırf ağzından bir tuğla çıkarmak için yapan bir şeyle karşı karşıyaydım. O tuğlalar onun atık maddesiydi. Gördün mü, Fransız? Biz karbonuz ve atığımız karbondioksit. O şey ise silikon ve atığı silikon dioksit-silis. Ama silis katı olduğu için tuğla şeklinde. Atığıyla kendini örtüyor ve tümüyle kapandığında yeni bir yere geçip baştan başlıyor! Gıcırdamasına şaşmamak lazım! Burada yarım milyon yıllık bir canlıdan bahsediyoruz!”