‘Sokrates'e göre kendi düşüncelerine aykırı davranan insan mutlu olamaz. Nasıl mutlu olabileceğini bilen biri de öyle olmaya çalışır. Dolayısıyla neyin doğru olduğunu bilen biri, doğru olanı yapacaktır. Ne de olsa kimse mutsuz olmak istemez, öyle değil mi?’
‘Soru soran insanlar en tehlikeli olanlardır hep. Cevap vermek o kadar tehlikeli sayılmaz. Bazen bir tek soruda bin cevaptan daha fazla patlayıcı
madde bulunur.’
‘Batıl inanç’ -biraz garip değil miydi bu laf? Eğer insan Hıristiyanlığa veya İslamiyete inanıyorsa, buna sadece ‘inanç’ deniyordu. Ama astroloji veya ayın 13'üne gelen cuma gününün uğursuzluğu söz konusuysa, al sana bâtıl inanç!
Başka insanların inandığı şeylere bâtıl inanç deme hakkını kim kendinde bulabilirdi ki?’
“İlk Yunan filozofları, Homeros'un tanrı öğretisini eleştirdiler, çünkü buradaki tanrılar insanlarla büyük benzerlikler gösteriyorlardı. Onlar da insanlar gibi bencil ve güvenilmezdiler. İnsanlık tarihinde ilk kez mitlerin de insanların düşüncelerinden başka bir şey olmadığı dile getirildi.
Örneğin, bu mitleri eleştirenlerden biri de İ.Ö. 570'te doğan filozof Ksenofanes’tir. Ksenofanes, ‘İnsanlar, tanrıları kendilerine bakarak yarattı.’ diyordu. ‘Ölümlüler, tanrıların da kendileri gibi doğduklarına, benzer giysileri, sesleri ve biçimleri olduğuna inandılar.’ Siyahların tanrıları siyah ve basık burunlu, Trakyalılarınki ise mavi gözlü ve sarı saçlıdır. Eğer öküzler, atlar ve aslanlar da resim yapabilselerdi, atlar at, öküzler öküz benzeri tanrı resimleri çizer ve kendilerine benzeyen biçimlerde heykeller yaparlardı.”
“ Düşüncelere gömülmüş bir halde çakıllı yolda durdu öylece. Var olduğunu çok yoğun bir şekilde düşünüp bir gün olmayacağını unutmaya çalışıyordu. Ama kesinlikle imkansız bir şeydi bu. Varoluşunu ne kadar çok düşünürse düşünsün, hemen yaşamın sonu olduğu düşüncesi de geliveriyordu aklına. Bunun tam tersi de geçerliydi: Bir gün yok olacağını kuvvetle hissederse, yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu da asıl o zaman anlıyordu. Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse, diğer yüzü de o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü.”