Colleen Hoover okuduğum ilk kitabı, bu kadının kaleminin ne kadar akıcı olduğunu çok fazla duymuştum ki özellikle yurtdışında çok yüksek bir pazarı var bu yazarın. gerçekten de ilk sayfalardan akıcı bir dili olduğunu belli ediyor, basit ama sürükleyici bir dili var kafanızı dağıtmak için okuyabileceğiniz türden, ben de tam olarak bu sebeple bir gecede bitirdim kitabı.
kitap özelinde bir şey söylemek gerekirse, sonunda neye inanacağınız biraz size kalmakla beraber psikolojik gerilim romanlarının birçoğundan beklediğimiz donup kalmanızı sağlayacak kadar büyük ters köşeler yok, sonu tahmin edilebilirdi. bunu kitabın vasat veya yazarın başarısız olması gibi bir durumdan çok böyle bir amaç güdülmediğine yoruyorum çünkü özellikle bazı sahneler gerilimi oldukça hissettiriyordu okurken.
çok beklenmedik bir ters köşe arayışındaysanız daha iyi kitaplar kesinlikle var fakat hızlı aksın, kafam dağılsın, bir yandan da ufaktan gerilimi hissedeyim okurken diyorsanız mükemmel seçim. son olarak belirtmeme gerek var mı bilmiyorum ama kitabın neredeyse tamamı cinsellik içeriyor, rahatsız oluyorsanız aklınızda bulunsun.
kitap günümüzden, ana konunun dört yıl kadar ilerisinden bir sahneyle başlıyor ve daha ilk sayfalardan merakla dolmanızı sağlıyor. baştan söylemem gerekiyor ki sonu beni çok etkilemedi, ama sonunu tahmin ettiğim halde, ki psikolojik gerilim türünde çok sayıda kitap okuduysanız muhtemelen edebilirdiniz, kitabı elimden bırakamadım ve bir günden az bir sürede bitirdim. geçmişle günümüz arasında gidip gelen bu kitabın sonunda arka arkaya iki ters köşe karşılıyor bizi. eğer beklentiniz bu ters köşelerin çok çarpıcı olmasıysa ve dediğim gibi bu türde fazla kitap okuduysanız beklentiniz biraz havada kalabiliyor fakat kitabın asıl olayı, sonunu tahmin etseniz dahi ortaya çıkana kadar o sahnelerin gerilimini hissettirme ve sürükleme konusunda çok başarılı olması.
sebastian fitzek’ten okuduğum ilk kitap olmasına karşın daha önce wulf dorn’dan altı kitap bitirmiştim ve bu kitap sonu açısından, işleyişi ve olayların seyri farklı olsa da, bana psikiyatrist’i hatırlattı. maalesef onun kadar başarılı bulamadım ama bu yorumu yaparken -yanılmıyorsam- terapi’nin fitzek’in ilk romanı olduğunu unutmamak gerekir.
TerapiSebastian Fitzek