''Dünya şimdilik Türkiye'yi, sadece bu bağlamda, laik olduğu için, demokrasi yolunda ' ilerlediği ' ve serbest piyasa ekonomisinde mesafe kat ettiği için övmektedir. Bu övgülere gerçi 1930'lu yılların Türk insanının zekasının övülmesine göre daha gerçekçi bir tavır yok değil, fakat esas itibariyle gerek 1930'lu yıllardaki zekanın övülmesi, gerek 1990'lı yıllardaki demokrasimizin övgüye (özendirmeye) değer bulunması arasında fazlaca bir mahiyet farkı olduğu söylenemeyecektir. 60 yıl arayla vuku bulan bu iki övgü arasında bu ülkede yaşayan insanlara yakıştırılan İslam dışı kimlik bakımından benzerlik var; Bu ülkede yaşayan insanlar için İslam dışı kimliği benimsedikçe övgüye değer bulunuyor ve benimsemeye çalıştığı bu kimliğiyle öteki Müslüman ülkelerin insanına örnek gösterilmek isteniyor. ''