Puan vermedi·312 syf.·
2026 4. kitabı
Kitabın başında İmam Beyhaki’nin hayatı anlatılmıştır. Sonrasında bir çok alim tarafından zühdün tanımı ele alınmış, kişinin nasıl zahit olabileceğine yer verilmiştir. Daha sonra konularına göre rivayetler kategorize edilmiştir. Peygamber efendimizin, sahabe-i kiramın ve velilerin hayatlarından örneklere yer verilmiştir. Zühdün tanımları içerisinden beğendiğim bir tanım şu şekilde: “Büyük alim ve büyük zahidler zühd için diyorlar ki: Zühd, dünya mal ve metaından eli, dünyalığın peşinden gitmekten de kalbi çekip korumaktır.”(Cüneyd-i Bağdadi) Kitap içerisindeki rivayetler ve hadisler konularına ayrılarak zikredilmişti. Altını çizip üzerinde düşündüğüm birçok rivayet vardı elbette ama hepsini burada zikretmek mümkün değil. Beğendiğim bir tanesi şu şekilde: “Fudayl bin İyaz şöyle dedi: Pişman olmadan önce düşünün amel işlemeye bakın. Dünyaya aldanmayın. Çünkü sağlam olan bozulup dağılır, yeni olan eskir, nimetler tükenir, gençlik ihtiyarlığa döner.” Bu örnek üzerinden söylemek gerekirse, kitaptaki çoğu rivayet üzerinde tefekkür edilesi ve hikmet dolu idi. Bu kitabın, içinde bulunduğumuz hayat yolculuğunda insanı nihai hedefine yönelten birçok ibret ve hikmetlerle dolu olduğunu müşahede ettim. Kitaptan çıkardığım bir diğer sonuç şu şekilde: Hz. Peygamber’in dünyaya karşı yaklaşımı, ne dünyayı tamamen ihmal etmek ne de ahireti tamamen ihmal etmektir. Dünyadaki nasibini unutmadan ahirete hazırlık yapmaktır.
İnceleme
Kitabü'z ZühdBeyhakî · Semerkand Yayınları · 2010216 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 22:47
Bağdat medreselerinde yetişmiş,Zunnun-i Mısrî ve Cüneyd-i Bağdadî gibi büyük sûfilerle sohbet etmiş, büyük velilerden olan Ebû Said B.İsa El-Harraz hazretlerinden feyz ve tefekkür dolu bir eser.İhlas, sıdk ve sabır temalariyla ilgili değerli tavsiyelerde bulunmuştur.Tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim
Âşıkların SadakatiEbu Said Harraz · Semerkand Yayınları · 20261 okunma
Reklam
4/10
·140 syf.··
2026 4. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 18:03
Kuir temalı spekülatif kurgunun geniş yelpazesini bir araya getirirken, okuru hem bedenin sınırları hem de toplumun görünmez mutabakatları üzerine düşünmeye çağıran bir seçki olarak beliriyor. Öyküler; distopik gündelik hayatlar, kimlik ve arzu üzerine kurulu metaforlar, dönüşen bedenler ve kırılgan ilişkiler üzerinden ilerlerken çoğu kez “tuhaf” olanı yalnızca estetik bir tercih değil çağın ruhunu yakalayan bir anlatı stratejisi olarak kullanıyor. Uçtu Gitti… (Uğur DEVECİ); İnsanların duygusuzlaşıp ayı diye anılmaya başladığı dönemde Gökmen, uçmak için ölen kuşların kanatlarını koparıp kendine iki kocaman kanat yaparken içinde sel gibi coşup taşan sevgiden hiçbir zaman ümidini kesmedi. En yakın arkadaşı Mustafa'yı gerçekten sevdi. Bazen insanların cesaret göstermesi lazımdır. Gökmen, cesaret gösterip Mustafa'yı öptüğünde aslında ikisi eşcinsel değildi sadece sürü psikolojisine ayak uyduramadıkları için dışlanıldığı tuhaf kurgu öyküde bize çok güzel bir mesaj var; cesaretinizden ödün vermeden içinizden geldiği yaşayınız. On İkiden Sonra (Mercan ALPER); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın uyum içinde dans ettiği tuhaf kurgu öyküsünde bazen bir düşü okur gibi olduk bazen de öldükten sonra cennette bize sunulan huri denilen istediğim cinsiyete bürünecek hizmetlileri yani cinsiyetsiz uzaylı türünün insanların arasına sızdığını anlatıyor. Cennette sınav olmadığı için eşcinsellik normalleşecek mi? Bilinmez ama öyküde varlığını sürdürmek için bitki saksıları içinde köstebek hayatını belli bir süreye kadar yaşadığını görüyoruz. Onlara dokunduğumuz ne diliyorsak o dilediğimiz benliğe bürünüyor. Bekleyen Dargın Anılar (Nazlı Ayça ÖZKARAHAN); Bir eşcinsellik öyküsü değildir. Her insanın ummadığı anda ya sevilmeye ihtiyaç duyduğu anda yada yalnızlığa
Öykü
Kabuklar ve Tüm Diğer TuhaflıklarKolektif · Plüton Yayınları · 20264 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
10/10
·124 syf.··
2026 20. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 22:09
Hallac-ı Mansur öyle sıradan bir insan değildi. Onun derdi bilgi değildi, makam değildi… onun derdi yanmaktı. İçinde öyle bir aşk vardı ki, artık kendisi diye bir şey kalmamıştı. Bir gün değil, bir an değil… yıllar içinde eridi. “Ben” dediğimiz o kabuk soyuldu, kırıldı, dağıldı. Ve geriye ne kaldı biliyor musun? Sadece Hak. İşte o yüzden bir gün dili çözülüp şu söz döküldü: “Ene’l-Hak” — yani “Ben Hakk’ım.” Ama bunu duyanlar sandı ki: “Bu adam kendini Tanrı ilan ediyor.” Oysa mesele tam tersiydi… Hallac “benim” demiyordu. Zaten “ben” kalmamıştı ki… Bu, denize düşen damlanın “ben denizim” demesi gibiydi. Çünkü artık damla yoktu. Onun mürşidi Cüneyd-i Bağdadi ise başka bir yoldaydı. O da hakikati biliyordu ama şöyle diyordu: “Bu sır, herkese söylenmez… taşıyamazlar.” Defalarca uyardı: “Sus… içinde yaşa bunu. İnsanlar anlamaz, seni yakarlar.” Ama Hallac susamadı. Çünkü o artık kendisi için yaşamıyordu. İçindeki hakikat, taşan bir deniz gibiydi. Sonra ne oldu? Onu zindana attılar. Yargıladılar. Ve en sonunda idama götürdüler. Ama işin en derin yeri burası… Herkes onun korkmasını beklerken, o sanki bir düğüne gider gibiydi. Çünkü o, ölümü bir son değil, Sevgili’ye kavuşma olarak görüyordu. Rivayet ederler ki, darağacına giderken şöyle dedi: “Allah’ım, beni öldürenleri affet…
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği YerdirHallac-ı Mansur · Destek Yayınları · 20254,042 okunma
6/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Hem çocuklara, hem de büyüklere hitap eden hikayelerin yer aldığı güzel hikayelerin yer aldığı güzel bir kitap. Eminim ki sizler de bu öyküleri okuyunca çocukluk yıllarındaki birçok güzelliği tekrar yaşayacaksınız. Bazen bir cennet deresi yanında piknik yapıp, dedelerinizle birlikte tuttuğunuz balıkları pişireceksiniz. Bazen de yakındaki bir tepeye çıkıp, oradan bir sepet çilek toplayacaksınız.
Baldan Tatlı Öyküler 3Cüneyd Suavi · Timaş Çocuk Yayınları · 201912 okunma
Reklam
Reklam