Gündelik hayatın tözünü oluşturan şey, insanların anlaşmalarını ve birbirlerinden nefret etmelerini sağlayan şey, varlıkta ayak diremelerini ve görüntülerden zevk almalarını, nihayet, dünyada önemli şahsiyet olmalarını sağlayan şey bayağılıktır; aldıkları soluğun ezeli özüdür bu. “Erdem” kabak tadı verir, inanılacak şey değildir üstelik; ne tarihi vardır ne gerçekliği. Varlıklar aşağılıklık içinde sürünürler; kendi dramlarını bu aşağılıklıkla oluştururlar. Aşağılıklığı ortadan kaldırırsanız, yer solucanı insan hiçbir tutku uyandırmaz. Tamahkarlık cimrilik, ateşlilik, kibir; temeldeki aynı düşüşün sayısız veçhesi! Bayağılık hayatın tadı tuzudur.
Dünyada olabilecek her bir kötülüğü tahayyül eden kimse şeytan imgesine ihtiyaç duymaz; ıstırabın ilmini yapan kişi cehennem mitinden hiç tat almaz. Keza, yeryüzü zevklerini tüketmiş olan kimse cennet efsanesinin vaat ettiği ilave okşayışı beklemeden yaşamaya devam eder. Her şey burada bitmelidir, hem de kesin olarak.
Halimizdeki rahatsızlıklara bakıp kaydederiz her şeyi. Sağlığın zayıf noktaları olmasa bilir miyiz ki nedir bir beden? Uykunun boşlukları olmasa nasıl biliriz nedir gece? Sıkıntı bıktırırcasına uzamasa ne biliriz zaman nedir? Tiksinti anları olmasa bilir miyiz aşk nedir? İntihar teşebbüsü olmasa, yaşamak, tüm dehşeti içinde, görünür mü gözümüze?
Var olduğu andan itibaren çekmeye başladığı bu rahatsızlık ancak var olmak son bulduğunda biter. Bu rahatsızlığı unutabilmemiz için küllerimizin huzur bulması gerekir. Melankolinin tek eczası mezardır.