Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Yol boyunca, alnımı yasladığım camdan, bir pamuk tarlası gibi görünen bulutları ve ışığıyla onları sulayan güneşi izlemiştim. Bir gün mutlaka paraşütle atlayıp bulutların içinden geçmeliyim, diye düşünmüştüm. Dünyaya bir yağmur damlası gibi düşmek için... Sonra da bir yağmur damlası gibi toprağa karışıp buharlaşmak ve yeniden yükselip o bulutlara karışmak için... Aslında zaten bir parçam o bulutlardaydı. Hatta o bulutlar, yeryüzünden geçmiş bütün insanlardan birer parça taşıyordu. Çünkü hepsi de ağlamıştı. En katısı bile, doğumunda gözyaşı dökmüştü. Ve atmosferin içinde dönüp duran suya onlar da dahildi: Dünyanın bütün göz yaşları... Kendi gözyaşımın içinden paraşütle atlayıp geç meyi düşünmüştüm…"
"Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Kıta Avrupası, İngiltere... Hepsinde de mutlaka bir linç vardı. Doğru zaman ve doğru yerde olmaya bile gerek yoktu. Çünkü linç her yerde ve her zamandı. Birkaç dilde birkaç gazete okuyup, biraz havayı koklamak yetiyordu. Çünkü insan denilen yaratık linçle yaşıyordu ve ben bunu gördüm..."
"Özü, kendisiyle karşılaşanların kimliklerini görmezden gelmeye, yani ben dahil, karşısına çıkan her insanı eşit saymaya dayalı olduğu için hukukla aram, son yıllarda, gayet iyiydi. Ezberimdeki cümleler hayata uymadığında ya da kendimi kötü hissettiğimde, cebimde taşıd8ğım Türk Ceza Kanunu'nu çıkarıp okumaya başlıyordum. Çünkü o kitaptaki hukuk metinlerinde ad, soyadı ya da özel bilgiler yoktu. Onların yerine, başına sürekli felaketler gelen, ödül ve cezalar arasında yuvarlanan biri vardı ve ona kişi deniyordu. Kendini ifade edip edememesi asla önemli olmayan, dilsiz ya da kör, tek bacaklı ya da beş kulaklı, herhangi bir kişi!
Aslında hukukun bu anonim yapısı tabii ki sadece bir hayaldi. Çünkü bu dünya üzerinde hiçbir şey anonim değildi. Asla bir kral bir dilenciyle aynı biçimde yargılanmamıştı, yargılanmıyordu ve yargılanmayacaktı."
"Peki, kim kimden sırf var olduğu için nefret ederdi? Tabii ki ırkçılar ve mezhepçiler ve de kendi dinlerinden olmayan her insanı yok etmeye ant içmiş olanlar!"