Belki de anne babalarımızın yaşamları içimize işlemiştir, belki de Kader denen şey, onların hatalarını tekrarlama isteğidir. Belki de ne kadar denersek deneyelim damarlarımızda akan kandan kurtulamıyoruzdur.
İnsan tek başına olduğunda yapmak istediği işleri seçemez, herhangi bir şeyi beceremeyeceğine karar veremez. Zayıflığa ya da sevmemeye yer yoktur. Her şeyi yapmanız gerekir. Tüm çirkinlikler, üzücü şeyler, çoğu insanın düşünmeye bile katlanamayacağı şeyler içinizde yaşar. Her şeyi becermek zorundasınızdır.
Yanımızda olsunlar ya da olmasınlar, anne babalarımız içimizde yaşar. Bir kalemi tutuşumuzda ya da omuzlarımızı silkişimizde, hatta kaşımızı kaldırışımızda bizim üzerimizden kendilerini ifade ederler.
Evet, diye düşünmüştü Jay, ona aşık olduğu an buydu. Ona ölümcül bir darbe gibi gelen bir şeyi kolaylıkla aşılabilecek bir şey gibi hissettirdiği an. O kasvetli geleceğini aralayıp ona orada parlayan ışığı gösterdiği an.