Kitabı elimde kalemle okumak zorunda kaldım, her sayfasında altını çizip bir kenara not etmeliyim dediğim tespit, düşünce ve bilgilere rastladım. Özellikle persona, gölge, yaratıcılık kavramlarına ilişkin kısımlar benim ilgimi çekti. Doğu batı ekseninde yapılan kıyaslamalar da çok ilgi çekiciydi. Benim için artık rehber kitaplarımın başını çekiyor.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü kolay okunan bir kitap olmadı benim için, zaman zaman kendimi ittirmem gerekti iyi ki de öyle yapmışım. Öncelikle yaratıcı zekanın ışıl ışıl parladığına şahit oldum. Ardından Tanpınar insan psikolojisine dair çok somut analizlerini hayranlıkla okudum. Neredeyse her sayfada altını çizdiğim, "Aha!" anları yaşadığım paragraflar vardı. Karakterlerin realizm temelinde yaşadığı çatışma, kitabın kurgusundan aldığım büyülü gerçekçilik tadı ile örtüşüyor. Ne diyelim, Hayri İrdal yerine Halit Ayarcı olmak ümidiyle!