"Burada ağaç yaprakları sana seslenecek, kayalar sana gülümseyecek, nehir seni selamlayacak. Burada fakirlik de yok zenginlik de; keder de yok acı da; kin de nefret de... Burada herkes ölümde eşitliği buluyor."
"Buranın adı ne?" diye sordu.
"Gömülmeyenlerin ülkesi," dedim.
Büyük bir hevesle Magda Szabó’nun Iza’nın Şarkısı kitabına başladım ama ne yapsam bir noktadan sonra ilerleyemedim. Kelimeler zihnimde akıp gideceğine, sanki göğsüme sessiz bir taş gibi oturdu. Ben de daha fazla zorlamak yerine, derin bir nefes alıp kitabı şimdilik rafa kaldırdım.
Eskiden bir kitabı yarıda bırakınca içimi tuhaf bir suçluluk duygusu kaplardı. Sırf başlamış olmak için kendime işkence ederdim. Ama artık biliyorum ki bu bir okurluk başarısızlığı değil; tamamen bir mevsim meselesi.
Iza’nın Şarkısı insan ilişkilerindeki o buz gibi mesafeleri, hayal kırıklıklarını ve sessiz yasları o kadar çıplak anlatıyor ki... Demek ki şu an ruhumun bu ağırlığı, bu sarsıcı gerçekliği sırtlanacak dönemi değilmiş. Zihnim daha farklı bir ritim arıyormuş.
Sırf "başladım, bitirmeliyim" inadıyla okuduğumda karakterleri hakkıyla hissedemediğimi, sadece sayfaları çevirdiğimi fark ettim. Bu hem kendime hem de yazarın o güçlü kalemine haksızlıktı. Zoraki bir yolculuktansa, saygılı bir mola çok daha iyi bir seçenek.
Şimdilik kapağı kapattım ve ruhuma şu an ne iyi gelecekse ona şans tanıyorum. Elbet bir gün, doğru zamanda aynı sayfada yeniden buluşuruz.
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
Geri Verilen Kız’ı bitirdiğimde içimde bir yerler cız etti. Resmen kalbim paramparça... Bir çocuğun, hem de 13 yaşında, sanki bir paket yanlış adrese gitmiş gibi eski evine "iade edilmesini" okumak çok ağırdı.
Edebiyatta genellikle kutsanan "annelik" kavramını, burada tüm kusurlarıyla, bazen yetersizliğiyle ve hatta acımasızlığıyla görüyoruz. Yazar, anneliğin biyolojik olmaktan öte, inşa edilen bir şey olduğunu sarsıcı bir dille kanıtlıyor.
İki anne arasında kalıp aslında yapayalnız, annesiz kalmak... Kitap boyunca o kızın sahipsizliğini iliklerimde hissettim. Hele kardeşi Adriana ile o el ele tutuşmaları yok mu? Karanlığın içindeki tek bir mum ışığı gibiydi. Yazar hiç süslemeden, her şeyi olduğu gibi, tokat gibi çarpmış yüzümüze. İnsan sormadan edemiyor: Bir çocuk nasıl "geri verilir"?
Dipnot: Yazar, İtalyanca’nın yerel bir lehçesinde "Geri gelen/Geri verilen" anlamına gelen bu kavramı edebiyat literatürüne kazandırdı. Bu kelime artık sadece bir durumu değil, köksüzlüğü ve aidiyet krizini simgeleyen edebi bir metafor haline geldi.
Puanım 8,5/10
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20253,991 okunma