Yediğim dost kazıkları aklıma gelmiştir :D
Hey gidi koca yıllar… Bizleri nelerle sınadın, kimlerle karşılaştırdın.
Alıntı
Tüm mantıklı düşünceler, eninde sonunda intiharı olumluyordu. Hiçbir zaman o züppenin ki gibi arabası ve öyle güzel bir sevgilisi olamayacaktı nasılsa. Son dolmuşu kaçırmak dışında ne macerası olabilirdi ki böyle yaşayarak! Hiçlik ve ardından gelen yok oluş düşüncesinin şehvetli kolları, Veysel'i kucaklamak için çağırıyordu sanki. Hüzün çöktü içine. "Ne kadar da pamuk ipliğine bağlıymışım yaşamak için" dedi. Daldı, derinlerine. Gözlerinden yaş süzüldü mü bilinmez, onu yazar bile göremedi. İki eliyle kapatmıştı yüzünü çünkü. Bir hışırtı duydu. Başını kaldırdı, tekneye doğru baktı hemen. Orada kimse yoktu. Birileri yaklaşıyor, adımlarını duyuyordu. Saklanmakla, seslenmek arasında kaldı. [Ömür de böyle geçmez mi zaten? Ya saklanırsın yaşamdan ya da avazın çıktığı kadar bağırırsın.]
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Örneğin, yüksek fırında demirin cevherinden eritilerek ayrıştırıldığını varsayalım. Ürünün özellikleri büyük ölçüde elde edilen metaldeki karbon miktarına bağlıdır. Eğer içinde yüzde 1,7’den fazla karbon varsa dökme demir elde ederiz, yüzde 1,7 - 0,2 aralığı çeşitli kalitede çeliği temsil eder ve eğer metal yüzde 0,2’den az karbon içeriyorsa dövme demir adı verilir.
Ciddi ciddi intiharın kendisi için bir çözüm olup olamayacağını düşünmeye başladı. Bir anlık cesaret, her şeyden vazgeçiş kurtuluş gibi görünüyordu. Hem intihar, yaşarken üzmeye kıyamayacağımız kişileri, ölümümüzle canlarını yakmanın ama bunu hissetmemenin bir yolu değil miydi? Evdekilere ne büyük ceza olurdu! Ne çok ağlarlardı arkasından! Ama Veysel'e değil, kendi geleceklerine dökerlerdi o gözyaşlarını. Biliyordu. "Zaten ölü gibi yaşamıyor muyum? İşe git, eve gel. Eve git, işe gel. Sahi,hangisinde daha huzurluyum?" diye düşündü. "Hangisinde daha mutluyum? Mutluluğu çıkar, onun bu konuyla ilgisi yok. Huzuru düşün." dedi kendine. Ve sanırım, huzur iş yerindeydi. Ne yazık ki!
Sayfa 51·Kitabı okuyor
İçinde, şu karşıdaki denizin sonsuzluğu kadar büyük bir umut kapısı açılmıştı artık. Seyrine doyum olmayan, kocaman bir umut denizi. Lakin aklına tüm senetlerin, alışverişlere ait kredilerin kendi üzerine olduğunu anımsayıp gitmenin, kaçmanın o kadar da kolay bir seçenek olmadığının farkına varmıştı. Yüzü ve umutları asılmıştı birden. Kafasında hesap kitap yaptıkça artan umutsuzluk, karamsarlığa evrildi. "Farkındalıksız mutsuzluk, farkındalıklı mutsuzluktan daha acıymış meğer." dedi. "Çok daha acı." Sessizliğe büründü. İçine saklandı, küçük bir çocuk gibi. Dizlerini karnına çekip, sıkıca sarıldı. [Ahh bu insan! Sarılacak kimsesi olmadığında, hep yapmaz mı bunu? Ya yatarken ya otururken bir koltukta.]
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Bir çılgınlık yapıp işten ayrılmasını engellemek içindi demek tüm o taksitle alınan eşyalar. Hepsi kutusunda saklı beyaz eşyalar, mobilyalar. Düşündükçe çıldırası gelmeye başlamıştı. "Nasıl da görmedim yıllarca nasıl?" diye kızıyordu kendine. Ya nasıl kıymışlardı kendi yavrularına! Daha 16 yaşındayken okuldan ayırıp işe yerleştirmişlerdi üstelik. "Üvey miyim yoksa?" diye bir düşünce gelip geçti birden aklından. "Valla şaşırmam! Olur mu olur!" dedi seslice. Kulakları bile duymuştu üstelik. İlk birasını bitirmişti. Sigara üstüne sigara içiyor, bazı anlarda elleri titriyordu sinirden. "Hiçbir şey için geç değil" dedi kendine. "Hiçbir şey için. Yeniden başlarım her şeye." "Meğer hiçbir şeyi elde etmek için, harcamışım her şeyimi."
Sayfa 50·Kitabı okuyor