Dilara

Bugünkü yaşamımız, akıl adlı tanrıça tarafmdan yönlendirilmekte. Oysa bu bizim en büyük dahası acıklı aldanışımız. Aklın yardı­mıyla "doğayı yendik!" diye kendimizi kandırmaya çalışıyoruz.
Sayfa 100·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Hızla artan dünya nüfusu karşısında insanoğ­lu, giderek yükselen bu taşkını durdurma çarelerini aramaya başlamış bulunuyor. Ama doğa, insanın yaratıcı ruhunu insana karşı yönlendirerek hepimizi geride bırakmaktadır. Örneğin hidrojen bombası nüfus artışına çok etkin bir son verebilecektir. Doğaya egemen olduğumuz düşüncesiyle böylesine gururlu olmamıza karşın, aslında onun kurbanlarıyız, çünkü daha kendimizi kontrol altında tutmayı bile öğrenebilmiş değiliz. Yavaş fakat görünüşe baküırsa kaçınılmaz şekilde mahvoluşa doğru ilerliyoruz.
Sayfa 100·Kitabı okuyor
Aklımız doğaya egemen olan yeni bir dünya yaratmış ve onu ucube makinelerle donatmıştır.Bunlar bizim için o denli vazgeçilmez olarak gö­rünmektedir ki onları bırakmak olasılığım bile dü­şünemiyoruz. İnsan bilimsel ve araştırıcı ruhunun serüven dolu esinlerini izlemeye, kendi muhte­şem kazanımlarma hayran olmaya mecburdur. Aynı zamanda korkunç dehası, kitle halinde intiharları giderek daha da olası kıldıkları için gittik­çe tehlikeli olan nesneleri bulmak gibi garip bir eğilime de sahiptir.
Sayfa 100·Kitabı okuyor
Psikoloji
Düşünce ve duygu birbirlerine taban tabana zıt olduklarından bu çok kolaylıkla gözden kaçabilir. Çünkü düşünce duygusal değeri neredeyse otomatik olarak bastıracaktır. Psikoloji, değer faktörünü (yani duyguyu) hesaba katmak zorunda olan tek bilimdalıdır; çünkü bu, psişik olgularla yaşam arasındaki tek eklem halkasıdır. Psikoloji sık sık bilimsel olmamakla suçlanır. Eleştirenlerin fark etmedikleri ise duygulara hak ettikleri yeri vermenin bilimsel ve ya­şamsal zorunluluğudur.
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Psikoloji
Elbette sembolleri yalnızca görmenin ve sonra bir yana süpürmenin böyle bir etkisi yoktur.Bu çok çok eski nörotik durumu yeniden ortaya çıkararak bir sentez girişimini mahveder. Ama ne yazık ki, arketiplerin varlığını hiç yadsımayan birkaç kişi onları yalnızca kelimeler olarak ele almakta, onların yaşayan geçekliğini unutmaktadırlar. Bunların özgünlüğü böylelikle (usulsüzce) dışlanınca sınırsız bir bütünleme süreci başlar, yani bir arketipten öbürüne geçilir, her şey her anlama gelir. Arketip biçümerinin birbirlerinin yerine bir ölçüde geçebildiği doğrudur. Ama onların özgünlüğü bir gerçektir ve öyle kalır. Arketipsel bir olgunun değeri de buradadır.
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam