İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve bu haliyle gıdasını ve rızkını bilimden alır. Fakat insanın anlama yetisinin sınırları o kadar dardır ki, bu durum özelinde ne elde ettiklerinin kapsamından, ne de güvenilirliğinden çok fazla tatmin beklenebilir. İnsan, akıllı olduğu kadar toplumsal bir varlıktır; fakat aynı şekilde, arkadaşlığı da her zaman makul ve eğlenceli bulamaz, ya da arkadaşlığın lezzetini her zaman koruyamaz. İnsan aynı zamanda eyleyen bir varlıktır ve insan yaşamının çeşitli gerekliliklerinden olduğu gibi bu eğiliminden ötürü de bir işi, bir meşgalesi olmalıdır. Ama zihin biraz rahatlamak ister ve her an çalışıp tetikte olması mümkün değildi
Kalbimizdeki hisler, tutkularımızdakı galeyan, duygularımızdaki ateşlilik bu felsefenin ulaştığı tüm sonuçları yok eder ve büyük bir filozofu resmen avamdan birine dönüştürür.
Diğer filozof türü ise, insan eyleyen değil, aklıyla var olan bir varlık olarak görür; ve davranış tarzlarını geliştirmekten ziyade anlama yetisi sağlayan ilkeleri bulmak için insan doğasının spekülasyon konusu olarak görür ve anlama yetimizi düzenleyen, duygularımızı uyandıran ve belli bir ereği, eylemi ya da davranışı onamamızı ya da kınamamızı sağlayan ilkeleri bulmak için insan doğasını kapsamlı bir tetikle inceler.
İlkine göre, insan esasen eylem için doğmuştur; ölçülerinde beğeni ve duygulardan etkilenmiştir; bir nesnenin peşinden koşup koşmayacağına bu nesnelerde olduğu görünen değere ve bu nesnelerin kendini hangi ışık altında takdim ettiğine bakarak marar verir.