İnsan doğasının yetilerini ve kuvvetlerini doğru bir şekilde tetkik etmenin, sıkı bir soruşturmayla öğrenmenin en belirsiz ve faydasız kısmını sıkı bir soruşturmadan geçirip geri çevirmek dışında birçok yararı vardır. Zihnin işlemi açı-sından kayda değerdir ki, bunlar en içsel haliyle mevcut olsa da, düşünümün nesnesi haline geldiklerinde adeta bir müp-hemlik çöker; keza göz de ayrım yapmasını sağlayacak sı nırları ve çizgileri kolayca bulamaz. Nesneler uzun süre aynı görünüşte ya da durumda kalamayacak kadar inceliklidir ve doğadan türetilen, alışkanlık ve düşünüm yoluyla geliştirilen üstün bir keskin görüyle anında algılanmalıdır. Dolayısıyla zihnin farklı işlemlerini bilmek, bunları birbirinden ayırmak, doğru başlıklar altında sınıflandırmak ve düşünüm ve inge lemenin nesnesi haline getirildiklerinde içinde bulundukları zahırı duzensizliği düzeltmek bilimin hiç de azımsanmayacak bir parçası haline gelmektedir. Bu düzenleme ve ayırt etme laflarının dışımızdaki cisimlere, yani duyularımızın nesnelere uygulandığında hiçbir kıymetiharbiyesi yokken, zihnin işlemlerine yöneldiğinde, karşılaştığımız zorluk ve emekle orantılı olarak değeri artmaktadır. Bu zihinsel coğrafyadan ya da zihnin farklı kısımlarının ve yetilerinin irdelenmesinden daha ileri gidemiyor olsak da, bu kadarına da şükretmek gerekir. Bu bilim ne kadar bariz görünse de ( ki hiç de bariz değildir) bu konudaki cehalet bilgiden ve felsefeden dem vuran herkes için o kadar hor görülmelidir.
Doğru ve sahih muhakeme yegane evrensel ilaçtır, her insana, her bünyeye uygundur ve halk hurafeleriyle birleştiğinde gailesiz muhake-meciler için nüfuz edilemez bir hale getirip bilim ve bilgelik havası kattığı girift felsefeyi ve metafizik jargonu sadece bu muhakeme dize getirebilir.
Loşluk gerçekten de göz için olduğu gibi zihin için de acı vericidir; ama bu loşluktan bir ışık çıkarmak, hangi çabayla olursa olsun, keyif verici ve sevindirici olsa gerek.