Deniz Sinanoğlu

Bir gün gelir bu mezarlık imgesi her kafanın içine yerleşir. O güne dek genellikle masmavi bir gökyüzünün altında açık yeşil renkli yapraklar ve çiçeklerle kaplı olmuş olsa da. Sonunda mezarlık kaçınılmaz şekilde renk değiştirir. Açık yeşil renkli yapraklar dökülür, çiçekler solar ve mavi gök soluklaşarak, boşluk gibi her şeyi yutan bu geniş gri gökyüzüne döner. Bir gün bizi de yutacak ve arkamızda, hayatta kalanların zihni dışında hiçbir iz kalmayacaktır. Hayattaki son kişi de öldüğünde tamamen silineceğiz.
Reklam
Yaşayan herkes gitmeyi güçleştirir. Yaşamaları nedeniyle. Bir tek ölenler bizi bu dünyadan azat eder. Bu yüzden severiz gazetedeki ölüm ilanlarını okumayı. Sokaklarda yürüyen, toplu taşıma araçlarına binen, sohbet eden, seyahatlere çıkan tüm o yaşlı insanlar etrafındakileri kandırıyordur.
Önce dünya daralır. Altmışımızı geçtiğimizde çöl bize göre değildir artık. Bir gün Greyhound'la Amerika'yı gezme arzumuzu rafa kaldırırız. Artık Çin'e de gitmek istemeyiz. Yolculuk bize zor gelecektir. Belki bir gemi seyahati ya da bir otel gemisiyle Tuna'yı kat ederek Karadeniz'e çıkmak. O zaman gemide oturup deniz ya da önümüzden geçip giden manzara izlenebilir. Seyahate çıkma vakti gelip çattığındaysa bunu ne diye yapacağımızı sorgulamaya başlarız. Neden önümüzden geçip giden bir manzarayı ya da denizi izlemek isteyelim ki, en tuhafları da dahil olmak üzere tüm manzaralar çoktan içimizdeyken ve onların önümüzden geçip gitmesini ya da gruba karşı denizin ışımasını izlemek için gözlerimizi kapamamız yeterliyken.

Deniz Sinanoğlu

, bir kitap okudu
8/10
·152 syf.·
43 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 01:04
·
2024 10. kitabı
Ian McEwan
7.8/10 · 1.490 okunma
Bütün doğumların merkezinde yer alan o tuhaf temel sorunun yanıtı belliydi: Ya o -ya da o. Başka bir şey değil. Biz gözleri kamaştırarak ortaya çıkarken hiç kimse, “Bir insan!” diye bağırmaz. Bunun yerine “bir kız! Bir erkek!” diye bağırır. Pembe ya da mavi.
Reklam