İnsan en çok unutulmaktan korkuyor olmalıydı. Belki ölmekten bile daha çok. Kendi ölümünü düşünen hemen herkes, geride bırakacaklarının ne kadar üzüleceğini, ne zaman gözyaşı dökmekten vazgeçerek gideni tamamen unutup sanki hiç olmamış gibi yaşamaya devam edeceğini kurar kafasında. Yeryüzünde bir minik değişiklik yapamamış, küçücük bir iz olsun bırakamamış biz sıradan insanlar, bedenimizle olmasa bile ismimizle ölümsüz olabilmeyi isteriz için için. Çok korkarız silinip gitmekten, unutulmaktan.
Kimsenin haline şükretmek için film seyrettiğini düşünmüyorum ben. Kahramanı öldü diye sevinen de yok. Butch Cassidy and the Sundance Kid mesela. Filmin sonunda ölümleri özellikle gösterilmiyor. Binadan atlarlarken görüntü donuyor. Onları hedef alan kurşunların sesini duyuyorsun ama öldüklerini görmüyorsun. Neden biliyor musun? Çünkü bu sonu onlara yakıştıranlar bile, sevdikleri kahramanları cansız görmekten hoşlanmıyor. Kahramanın kimi durumlarda ölüme yürümesi, şerefli bir ölümü tercih etmesi seyirciyi memnun ediyor, evet. Ama öldüğü, acı çektiği için değil, kendisini özdeşleştirdiği kahraman gerektiğinde ölüme yürüyecek kadar yürekli olduğu için.