Çoğu zaman psikolojik yapılanmalarımız dahilinde güdülerimizi ve isteklerimizi yaşarız. Sonra da yaşadıklarımız dahilide kendimizi tekrar tanırız. Bu süreçte bir yabancıyla karşılaşırız çoğu zaman. Yaşadığımız her yeni deneyim ve ilişki biçimi bize henüz tanışmadığımız, karanlıkta kalmış bir kuytu köşemizi hatırlatır. İlişkilerdeki vals orada başlar. Kendi hareketlerini anlamlandırmaya, kontrol etmeye çalışırken bir diğerini de hissetmek ve anlamak çok gerekli ama ulaşılmaz olur.
Duyguların öfke, kırgınlık gibi olumsuz olduğu bir şekilde iletişim kurulmuş olsa bile orada anlaşılmayı bekleyen insanlar vardır. Sonucun nasıl seyrettiğinden bağımsız olarak o duyguları oluşturan hikayeler hakkında konuşmak gerekir.