Deniz Sinanoğlu

Deniz Sinanoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·416 syf.·
121 günde okudu
·
2021 28. kitabı
Reklam
8/10
·376 syf.··
2021 27. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2021 02:14
Kitap çocuk merkezli oyun terapisinin teorik arka planını ve uygulamaya dair basamakları anlatan bir kılavuz niteliğinde. Bunun ötesinde diğer oyun terapisi ekollerinden de beslenerek karşılaştırmalar yapıyor. Aslında oyunun tarihinden çocuklar İçin anlamına, oyunun türlerinden oyun terapisinin gelişimine kadar oyuna dair her şey yer alıyor kitapta. Yine de teorik altyapı hakkında yazarın Oyun Terapisi kitabı çok daha faydalı olacaktır. Bu kitabın temel sorularından bazıları: •Oyun terapisi nedir? •Nasıl oyun terapisti olunur? •Bir oyun odası ve oyuncaklar nasıl olmalı? •Çocuğu anlamak için bilmemiz gereken detaylar nelerdir? •Oyun terapisinde sınırlar •Oyun terapisinde temalar •Aile ve öğretmenlerle iş birliği nasıl olmalıdır? Tabi ki birçok oyun terapisi yöntemi var. Ve çocuk merkezli oyun terapisi bunlardan sadece bir tanesi. Ben bir deneyimsel oyun terapisi uygulayıcısı olarak diğer ekolleri de bilmek, teorik altyapılarını anlamak, uygulamadaki farkları görmek ve çocuğa en yararlı olacağınıza, terapist olarak en çok benimsediğinize yönelmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kitabı okurken, oyun terapisi seansları içinde karşılaştığım çocuk danışanlarımı düşündüm. Her noktada onların ne anlatmak istediğini daha iyi nasıl anlarım diye sorguladım kendimi. Bu açıdan bakıldığında çok yol gösterici bir kaynak olmuş. Oyun terapisi ile çalışan bir uzmansanız, hangi ekolü benimsemiş olursanız olun, size de yol göstereceğine inandığım bir kitap
İleri Düzey Oyun TerapisiDee C. Ray · Pinhan Yayıncılık · 201948 okunma
7/10
·120 syf.··
2021 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 03:43
“Yaşamım utançlarla doludur. Hatta insan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikrim yok” diye başlıyor kitap. Benim için çok hüzünlü bir kitaptı. Çocukluğundan itibaren var olduğu hiçbir yere ait hissetmeyen bir insanın, Yozo’nun hikayesi. “Sanki sadece ben farklıymışım gibi tedirginlik ve korkuya kapılıyorum. Çevremdekilerle neredeyse hiç konuşamıyorum. Neyi, nasıl söylemeliyim, bilemiyorum. Böylece aklıma gelen şaklabanlık oldu. Bu, benim insanlarda son sevgi arayışımdı. Bir yandan insanlardan son derece korkarken, bir yandan da insanları bir türlü aklımdan çıkaramadım. Öylece, şaklabanlık sayesinde ince bir çizgiyle insanlarla olan bağımı koruyabildim. Dışarıya karşı, durmaksızın gülümseyen yüzümü gösterirken, iç dünyam ölüydü.” Yazar Osamu Dazai’nin kendi hayatından parçalar taşıyan bu kitap da aynı onun yaşamı gibi trajik olaylarla dolu. O ne kadar toplumdan soyutlanmışsa Yozo’da da bu soyutlanışı deneyimliyoruz, onun iç dünyası ne kadar anlamsızlaşmışsa Yozo da bu anlamı kaybetmiş görünüyor ve o ne kadar bunlarla başa çıkamadıysa Yozo da aynı süreçleri yaşıyor. İnsanlarla çalışan biri olarak bu hikaye ve yazarın hayatı beni çok etkiledi. Kim bilir kaç kişi bu karamsar süreçlerden geçmiş, orada ufacık bir boşlukta takılı kalmıştır diye düşündüm. Yozo’nun zihninin derinlerinde yer alan bu sorgulamalar kim bilir kaç kişinin zihninden geçti... Dazai’nin hayatı bir nehirde son buluyor. Ama hikayesi her gün birilerinin içinde yaşıyor. Yozo çok biz. En karanlık halimiz. Ayağa kalkamadığımız zamanlarımız. Çabalamaktan yorulduğumuz anlarımız. Cevaplanmayan sorularımız. Yozo, kaygımız. Ait olamamamız. Kendimize bir yer bulamamamız. Ve terk edişimiz.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Karakutu Yayınları · 200660,2bin okunma
Babamın öldüğünü öğrendikten sonra, iyice kendimi salıvermiş gibi olmuştum. Babam artık yok, yüreğimden bir an bile silinmeyen o korkutucu varlık artık yok. Dert küpüm boşalmıştı sanki. Belki de dert küpümün o kadar ağır olması, o babamın sorumluluğuydu. Sanki direncim kaybolmuştu. Acı çekme yeteneğimi bile yitirmiştim.