Deniz Sinanoğlu

Alem nedir ki? İnsanların çoğulu mu? Bu alem denilen şey somut olarak nerededir ki? Yine de her nasılsa, şiddetli, sert, korkutucu bir şey olduğunu düşünerek yaşamıştım hep.
Reklam
İnsanların beni sevdiğini bilsem bile, insanları sevmek yeteneğim, sanırım yoktu.(Aslında, dünyadaki insanların, ‘sevgi’ yeteneklerinin olup olmadığı konusunda şüphelerim var.)
Yasa dışılık. Benim için keyifli olan buydu. Tersine kendimi rahat hissediyordum. Alemde yasaya uygun olan şeyler daha korkutucu (bunu dipsiz, çetin bir şeymiş gibi hissederdim) düzeneği anlaşılmaz, o penceresiz, dondurucu soğuk odada oturamazdım, dışarısı yasa dışılığın denizi olsa bile, uçarak dalıp yüzmek ve nihayetinde ölüme ulaşmak, benim için çok daha rahattı.
Oyuncular için rol yapmanın en zor olduğu yer, kendi memleketlerinin tiyatrosunda, hısım akrabanın hep bir arada olduğu yerdir. En usta aktör için bile, yaptığı iş rol olmaktan çıkar.
Karşılıklı olarak birbirlerini kandırıp, üstelik ne tuhaftır ki, hiçbir yara almadan, sanki karşılıklı olarak birbirlerini kaldırdıklarının farkında değillermiş gibi, gerçekten çarpıcı, berrak ışıltılar yayan, şen inançsızlık örnekleriyle dolu insan yaşamı.
Reklam