Bir gece ansızın gizli bir tarikat tarafından aralarında Paris Louvre Müzesi müdürünün de bulunduğu 4 kişi öldürülür. Olay yerinde simgebilim uzmanı profesör Langdon'ın isminin yazması tüm şüpheleri üstüne çeker. Bütün bu olaylardan habersiz olan Langdon Paris'e iş gezisine geldiği gece ajanlar tarafından otelinden alınır. Kendisine bu hikayede yoldaşlık edecek olan kriptoloji uzmanı Sophie Neveu ile hem polisten hem de gizli tarikattan kaçarken bir yandan da Paris'ten Londra'ya tehlikeden tehlikeye koşuştururlar.
Ben bu kitapla Dan Brown'ın kalemiyle ilk defa tanıştım. Basit, anlaşılır bir yazım dili olduğu için kolay okunur bir kitaptı. Her sayfasında "acaba ne olacak" dedirttiği için kolay bırakılmıyor ve sürükleyiciliği her daim devam ediyordu. Bu da kitabı hızlıca bitirilebilir kılıyor. Okurken hep merak içinde kaldığım, yer yer heyecanlandığım ve sonunda beğendiğim bir kitap oldu.
Çok merak ettiğim ve severek okuduğum bir kitaptı. Hıristiyanlıkta, İslamiyet'te ve Yahudilik'te kadının statüsünün karşılaştırıldığı, muazzam bir araştırma-inceleme eser, uzun soluklu bir tez çalışması. İster Antik Yunan'da olsun İster Doğu kültüründe, kadın daima ikincil konumda yer almış. Ve nasıl olduysa biz bunu kabul etmişiz, bazen kendi isteğimizle, bazen başka bir seçeneğimiz olmadığı için, bazen de din algısı üzerinden dayatılarak. Tarihsel süreçte, farklı coğrafyalarda ve farklı dinlerde kadın denetlenmiş, kısıtlanmış, kadın bedeninin denetlenmesi meşrulaştırılmış. Ne yazıktır ki kendi isteğimiz dışında bize giydirilen bu itaatkar kadın gömleğini üstümüzden çıkarıp atmayı hala tam başarmış sayılmayız. Toplumların kadına bakışı tarihin hiçbir döneminde, hiçbir dinde değişmemiş. Kadın Havva'dan beri günahkar, kadın evde oturup çocuk büyütmesi gereken, erkeğin olduğu yerde sözü geçer akçe sayılmayan... Ataerkil toplumların günah keçisi kadın. Bu böyle uzar gider.
Kanayan yaramız kadın. Dinlerin bile kadını kontrol altında tutabilmek için kullanıldığı bir çağda, kime, neyi anlatabiliriz ki?.. Yaralar derin, yolumuz çok uzun. Ama kadınlar daima var olsunlar. Canım kadınlar; canım anneler. 🩶
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
The Da Vinci Code
Yıllar öncesi, ta üniversite yıllarında trenle Erzurum'dan Kırşehir'e dönerken yolda vakit geçsin diye elime aldığım eser. Aslında biraz da havalı görünmek içindi (kimin umrundaysa sanki) Kitaplardan itina ile kaçınılan zamanlar
Bugün hatırımda üç karakterden ve kaba taslak konusu olsa da (emin olmak için yine google'dan yardım alsam da) okumaya değer bir eserdi kesinlikle. Film tadında akıcı bir eser...
Bu aslında incelemeden ziyade bir tavsiyedir şu ortamda kurulan üç beş dostluk hatrına. Zira inceleyecek kadar büyümedik ...
Kadim tarihe yada insanlık tarihinin detaylı geçmişine meraklı biriyseniz bu kitapta yazılan herşeyi youtube veya diğer mecralardaki bir çok araştırmacıdan duymuşsunuzdur veya çok sağlam bir araştırmacıysanız zaten kütüphanelerde birçok kitap var yani size sıkıcı gelecektir. Ama kadim tarihi anlatan rivayetlerle ilgili hicbirsey duymadıysanız masal kitabı gibi de gelebilir. Eğer bu bir romansa ! çok başarısız olduğunu söylemeliyim. Karakterler zaten akademik kaynaklı maaşallah hepsi bilgi küpü diyalogların hiçbiri gerçek bir akışlanlık içermiyor, amfi’den hocanızdan tarih dersi dinlemek gibi bir algı yaratıyor kitap. Maalesef betimlemeler çok zayıf, karakterlerin bulhndukları mekanların sayısı ve bunları anlatımıda çok kısır. Yazar bize bugüne kadarki bilgilerini güncel kadim tarih konuşmalarını sanki kürsüden anlatır gibi anlatmak istemiş ama olmamış! Yani eğer romansa olmamış, ben şahsen bu kitabın türü nedir deseler cevap veremem. Bir devam kitabı olurmu bilmem ama ben onun yerinde olsaydım ‘ Altın Kan’ mevzusundan yola cıkıp Da Vinci Code benzeri bir kitap yazmaya çalışırdım.
Dan Brown’ın 2003 yılında yayımlanan "Da Vinci Şifresi" (The Da Vinci Code) adlı romanı, dünya çapında büyük bir ilgi görüyor ve popüler kültürü derinden etkiliyor. Roman, sembol bilimci Robert Langdon’ın bir cinayet soruşturmasıyla başlayan ve tarihi sırlarla dolu bir maceraya dönüşen hikayesini anlatıyor. Sanat tarihi, din ve gizem unsurlarını ustalıkla bir araya getiren eser, okuyucuya sürükleyici bir polisiye gerilim sunuyor.
Brown, hızlı tempolu ve gerilim dolu anlatımıyla okuyucuyu daha ilk sayfadan içine çekiyor. Kısa ve akıcı bölümler, merakı sürekli diri tutuyor ve romanı elden bırakmayı zorlaştırıyor. Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, tarihi ve sanatsal detaylarla zenginleştirilmiş olmasıdır. Kitap, okuyucuyu Avrupa’nın ünlü mekanlarına götürürken, Leonardo da Vinci’nin eserlerine yapılan göndermelerle hem sanata hem de tarihe dair ilginç bilgiler sunuyor.
Romanın yarattığı en büyük etki ise Hristiyanlık ve Katolik Kilisesi hakkında ortaya attığı tartışmalı komplo teorilerinden kaynaklanıyor. Kutsal Kase'nin gerçek doğası ve İsa’nın soyunun devam ettiği iddiaları, okuyucular arasında büyük yankı uyandırıyor ve eseri sıradan bir gerilim romanı olmaktan çıkarıp kültürel bir fenomen haline getiriyor.
Ancak "Da Vinci Şifresi," bazı eleştirilerden de muaf kalamıyor. Özellikle, sunduğu tarihsel bilgilerin doğruluğu konusu büyük tartışmalara yol açıyor. Kitapta yer alan birçok tarihi ve dini bilgi, bilimsel olarak desteklenmeyen iddialar üzerine kuruludur ve bu da akademik çevreler tarafından eleştiriliyor. Ayrıca, romanın ana karakteri Robert Langdon, derinlemesine işlenmiş bir karakter olmaktan ziyade, hikayeyi ilerleten bir araç gibi duruyor. Bu durum, karakterlerle empati kurmayı zorlaştırıyor. Ek olarak, bazı okuyucular için kitabın yapısı tekrara
Dan Brown araştırmaya dayalı roman yazarı olarak , kaleminin akıcılığıyla genel kültürü destekleyici olması adına tüm kitapları muhteşem olan bir yazar