Eger İslamiyet insan ırkının lideri olma rolünü tekrar yacaksa, işte o zaman Müslüman toplumun orjinal biçimiyle geni dönmesi gereklidir.
Son birkaç neslin insan yapımı geleneklerinin enkazları altına gömülmüş olan, ve İslami gelenekle uzaktan yakından alakası olmadığı halde kendini 'İslam Dünyası' olarak adlandıran ve yanlış kanunların ve geleneklerin ağırlığı altında ezilen bu Müslüman toplumun yeniden canlanması gerekiyor.
İslam, bir toplum daha doğrusu bir devlet içerisinde sağlam bir biçimde yerleşemediği sürece görevini yerine getiremez. Çünkü insanlar, özelliklede bu çağda, yaşayan bir toplumda somutlaştırıldığını görmedikleri sürece soyut bir teoriyi dinlemiyor. Bu açıdan bakınca İslam Ümmetinin neslinin birkaç yüzyıldır tükendiğini söyleyebiliriz, çünkü İslam Ümmeti içinde İslam'ın yerleştiği herhangi bir toprak parçası demek değildir, ya da yakın zamanlar atalarının İslami hükümler altında yaşadığı bir toplum olarak tanımlanamaz. Gelenekleri, fikir ve görüşleri, kural ve düzenlemeleri, değerleri ve kriterleri İslami değerlerden türetilmiş bir topluluktur. Bu özelliklere sahip olan Müslüman toplum, Allah'ın kanunları dünya üzerinde askıya alındığı sürece, kayıp kalacaktır.
Bizim burada, Filistin'de, zorba işgalcilere karşı direnmeden gerçek manada Filistinli olmak imkânsızdır. Her Filistinlinin, bu sevimsiz işgalcilerden kurtulmak yolunda ruhunu ve bedenini feda edeceği özel yahut genel bir sebebi vardır. İşte, benim de ruhumu ve bedenimi feda etmem için çok ama çok fazla sebebim var! Belki benim de bu yolda kurban olmam, işgal karşısındaki mücadelemize ufak da olsa bir katkı sağlar.