hilâl

hilâl
@dagkaranfilleri
İstanbul Üniversitesi- Çalışma Ekonomisi YL
106 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
9/10
·280 syf.··
2021 47. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 02:33
"Hayatımda ilk kez, asla kelimesinin anlamını hissettim. Kor­kunç! Bu kelimeyi günde yüz kez telaffuz ediyoruz; ama gerçek "bir daha asla!"yla karşılaşmadan önce söylenenin ne olduğunu bilemiyoruz." Kitabı bitirirken zihnimde yankılanan şey bu paragraf oldu. Olay örgüsü, mekanlar ve isimlerden ziyade bir iç döküntüsü olacak yazdıklarım. Karmakarışık oldum anlamını çözemediğim şekilde. Her güzelin üzerine bir hüzün gelip konuyor, incinmiş ama safi. Onlar birbirine dost olurken sizinkisi şahit olmanın ötesinde bir gerçeklikle sarmalıyor anlatılanları.Kimse kimseden üstün değil, dünyayı algılayışımız farklı sadece. Yaşamak büyük olay. Hele ki yaşadığını hissettiren ellerin dokunuşunu omzunda duyabiliyorsan, "asla"nın içindeki gerçeği kovalama isteğiyle doluyorsan. Okuyun, siz de şahit olun. Bazı şeyler görünenin çok ötesinde bir hakikat barındırır içinde. O iç'e dahil olmak için okuyun.
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Turkuvaz Kitap · 20129,8bin okunma
Reklam
8/10
·76 syf.··
2021 19. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 13:20
Bu incecik roman için bir şeyler karalama ihtiyacı hissettim. Hiç zorlamayan, sade bir üslubu ve akıcı bir kurgusu var. Ancak Yaşar Kemal'i düşününce anlatılanların bu kadar basit olmayacağını bilerek, "metafor mu, alegori mi, yoksa karanlık bir ayna mı?" sorusu canlanıyor kafamda. Almanya'dan gelen Zeliha'nın gün bitip karanlık çöktükten sonra herkesin korktuğu kasabaya girmesi ( kendi deyimiyle adeta çekilmesi) bu metaforu güçlendiriyor sanki. Korku, büyük bir korku eşlik ediyor karakterlerin her birine. Adım attırmayacak cinsten, korkunun kendisinden korkarcasına bir korku. Okurken zihninizde canlanmayan tek bir cümle dahi yok. Siz bir ceviz ağacının altında, Melek Hanım'ın sandığının üzerinde, kasaba gözlerinizin önünde, rüzgar teninizde, sohbeti dilinizde bir roman. Bir alıntıyla, Yaşar Kemal'in kendi sözleriyle bitiriyorum incelememi; "Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu kitapta korkuyu anlattım. Kayseri'de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerlerine düşeceğinden korkuyor, taşı üzerlerine düşmesin diye demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o zaman çekin gidin diyordum. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim." Keyifli okumalar.
Tek Kanatlı Bir KuşYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201911,2bin okunma
9/10
·293 syf.··
2021 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2021 00:55
Bu günlerde çok fazla "normal" olana dair şeyler okuyorum. Deborah'ın zihni de bu bilindik normalin içine dahil olamamanın- bir zorundalıklar toplamı olarak sunulan normal- acısıyla inim inim inliyordu anlatım boyunca. İnsan, neden, diye soruyor. Bir yaşamın kabul görmesi için ne kadar yanması gerek? Görünürlüğe kavuşmak, bir cisim kazanmak, var olmak ya da herkes gibi nefes almak için aynı adımlarla mı yürümeli; aynı sese ya da sessizliğe mi bürünmeli? "Ben varım" ı kanıtlayabilmek için "Evet, sen varsın" cevabını mı beklemeli? Hayır, ben varım. Herkes kadar. Herkes gibi. Bir o kadar da kendimim ve bunun için size ihtiyacım olmayacak kadar zenginim. Deborah'ın söyleyecek çok şeyi var, Deborah'ların yaşayacak günleri var. Ucundan kıyısından şahitlik etmek isteyenlere duyurulur.
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
9/10
·160 syf.··
2021 7. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 18:23
Arturo Bandini, sefaletine tanık oldum ve bitmeyen coşkusuna. Daktilo başına her geçtiğinde aynı heyecanı duydum, o severken ben de sevdim, sevgisinin derinden gelen tok bir sesi vardı, imrendim, yanındaymışım gibi kızdım hatta. Bir karakteri kanlı canlı karşımda buldum aslında, o kadar gerçekti kendisi, peşinden gittiği şeyler, hayal kırıklıkları ve gözyaşları. Başından beri o ilk öyküsünü okuyan kızı nasıl ağırladıysa odasında öyle karşılıyor sizi. Ben, hayvanlarla insanları birbirinden ayırmam derken ahlaki değerlerin insandan öteye uzanışını hatırlatıyor, yaşamın tozlu taraflarını havalandırıyor. Su misali akıp gidiyor kitap, siz eşlik ediyorsunuz sadece; keyifle :)
Toza SorJohn Fante · Parantez Yayınları · 20245,9bin okunma
8/10
·160 syf.··
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2020 02:36
Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar içim sıkılmamıştı. Kitabı oluşturan sekiz öykünün de yolu bir şekilde ölümle kesişiyor. Diğer öykü kitaplarından ayrılan en önemli yanı bu sekiz öyküdeki kahramanlar aynı kalırken olayların kişiler etrafında farklılaşması ve bütüne bakıldığında bir romanı andırıyor oluşu denilebilir. Karşımıza adeta lanetli bir köy çıkıyor- başı asla dertten kurtulmayan- fakat ortaya konulmak istenen şey felaketlerin ardı ardına sıralanmasının çok ötesinde bir edebiyat sunuyor bize. Farklı bir duygu dökümü var, önsöz okuduğunda bir şeylerin daha çok yerine oturduğu aşikar. İran'ın şairler ve ozanlar yurdu olmasıyla ağıt kültürünü eşleştirdim kafamda. Çünkü kitapta bir ölüm vurgusu var ve halkın tek karşı çıkma yöntemi bu ağıtlar, tutulan yaslar... İran edebiyatı, sinemayla iç içe geçen yapısıyla başlı başına bir kültür yansıması aslında. Hatta buradaki bir öykü de perdeye taşınmış; Gaav. Özel bir hikaye olduğunu okuduğumda hissetmiştim, siyah beyaz görüntüsüyle içinize dokunacak cinsten bir film olmuş. Keyifli okumalar diyeceğim ama içiniz kararacak eminim...
Bayel AğıtçılarıGulam Hüseyin Sâedi · Yapı Kredi Yayınları · 2017257 okunma
Reklam