Öldürdüm balıkları
Ve yıllar öncesine dayanan bir hikaye; Birgün babam eve balık getirmiş, Akşam misafirler gelince rakının yanında meze olsun diye Ben daha çocuğum o sıralar ve hala dünya toz pembe gözümde Neyse Poşetten 2-3 tane balık çaldım Banyoda leğene suyu doldurup balıkları güzelce koydum içine Uykum gelene kadar da çıkmadım banyodan Sonra annem elimden tutup beni doğru yatağa götürdü Yatarken düşünüyordum sabah ilk işim balıklara yem almak olsun diye Heyecandan uyku tutmuyordu gözümü Aklımsa hala balıklardaydı Bildiğin çocuktum işte ve küçük şeyler yetiyordu mutlu olmam için Sonra sabah oldu gözlerimi açar açmaz banyoya koştum Bir de baktım ki bütün balıklar ölmüş İşte o günden sonra hayatımda ne için, kimin için yaşar dediysem Bütün hepsi öldü
Allah'ın, bütün mutluluklarını Cennet'e sakladığına inandığım özel kulları olduğunu düşünüyorum; "Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın." dediği kulları...
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Şöyle bir söz var her şeyi anlatan: "Bir daha eskisi olmayan ve oldurmayan her şeye kırgınım"
Kitap bir limandı
Benim için. Kitaplarda yaşadım ve, Kitaplardaki insanları daha çok sevdim.
Alıntı
Kendime kırgınım, kendime çok kızgınım..İnsanın beklentilerden sıyrılması gerektiği doğrusu, benim için yeni bir keşif sayılmazdı . Üzerine süslü cümleler kurduğum kuru bir edebiyat hiç değildi. Ben bu dersi, beklentiye en çok hakkım olduğunu sandığım yıllarda acı bir tecrübeyle kazımıştım hafızama.. Fakat görüyorum ki bugün aynı yanılgıya yeniden düşmüşüm. Demek ki hakkıyla belleyememişim bu dersi ya da kendime bu mutlak hakikatin aksini ispatlamaya yeltenmişim.. yanılmışım... On üç koca yılın ardından, o eski yara bana ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi..Beklentiye girmemeli insan... Hele ki öylesine yaşayan insanların kurduğu bu iğreti,sığ düzende ... yüzlerin, sözlerin, fiillerin, yüreklere hiç mi hiç benzemediği bu kokuşmuş çağda..
Yalnızlık benim için çoğu zaman tercih edilebilecek bir durumdur. Ancak her yalnızlık aynı değildir. Bir insan kendi isteğiyle yalnız kalabilir; bu durumda yalnızlık dinlendirici ve faydalı olabilir. Fakat anksiyete, korku veya sosyal uyumsuzluk nedeniyle ortaya çıkan yalnızlık daha farklıdır. Bu yüzden önce yalnızlığın ne olduğunu tanımlamak gerekir. Yalnızlık sadece tek başına olmak mıdır, yoksa insanlarla çevrili olsa bile kendini bağlantısız hissetmek midir?