Puan vermedi·77 syf.··
2019 1. kitabı
Romandan ziyade uzun bir hikaye demek daha doğru olur. Stefan Zweig’in Satranç adlı eserini okurken oldukça etkilendim. İlk başta sıradan bir satranç hikâyesi gibi görünse de ilerledikçe insan psikolojisini çok derin bir şekilde ele aldığını fark ettim. Özellikle Dr. B karakterinin yaşadığı yalnızlık ve bunun zihni üzerindeki etkileri beni düşündürdü.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Eşiğinde Kaldığımız O Son Veda
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Spoiler olabilir!! Bazen bir yıldız yutarsınız. Yanlışlıkla, sıradan bir kutlama pastasının içinde, çocukluğun o dünyadan bihaber iştahıyla... Ve o yıldız boğazınızdan inip ruhunuza saplandığında, bir daha asla bu dünyaya, bu isli, paslı ve daracık dünyaya ait olamazsınız. Tolkien denince insanların aklına hep devasa ordular, yıkılan kuleler ve çağları aşan destanlar gelir. Oysa üstadın asıl yürek burkan çığlığı, asıl kanayan yarası bu kısacık, mütevazı hikâyede, Büyük Wootton Demircisi'nde gizlidir. Bu kitap, büyünün ve mucizenin insan ruhunda açtığı o onulmaz yaranın, hiçbir yere tam anlamıyla ait olamama lanetinin felsefesidir. Demirciyi düşünün... Gündüzleri is ve ter içinde metali döven, kasabalıların sadece "Ne de güzel iş çıkarıyor, ne kullanışlı eşyalar yapıyor" diye övdüğü sıradan bir adam. Ama o adamın alnında görünmez bir yıldız parlar; zihni ve ruhu, kelimelerin kifayetsiz kaldığı, hem dehşet verici derecede güzel hem de acımasız Periler Diyarı'nda gezinir. İki dünya arasına sıkışmanın, o sonsuz yabancılaşmanın getirdiği sessiz çürümeyi iliklerinize kadar hissedersiniz sayfalarda ilerlerken. İnsan doğasının en trajik zaaflarından biridir bu; bir kez o mutlak güzelliğe, o sarsıcı mucizeye tanık oldunuz mu, artık kendi gerçeğinizin çamuru size katlanılamaz gelir. Etrafınızdaki herkes hayatın sıradan dertleriyle meşgulken, siz okyanusların ötesindeki bir şarkının yankısıyla sağırlaşırsınız. "Çünkü Periler Diyarı'na giden yollar insanı değiştirir ve oradan dönen kişi, kendi evinin ocağında bile artık sadece bir misafirdir." Tolkien, bir peri masalı kılığına soktuğu bu metinde aslında ağır bir varoluşsal yas tutar. Hepimizin içindeki o yitip giden sihrin, kırılganlığın ve en nihayetinde "veda etmenin" yasıdır bu. Hikâyenin boğaza düğüm olan asıl sarsıcı
İnceleme
Büyük Wootton DemircisiJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 20181,011 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Deliliğin Görkemli Ağıtı
10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2023 00:00
"Gözlerini kim olduğuna çevirmeli ve kendini tanımaya çalışmalısın; zira bu, hayal edilebilecek en zor derstir." Dünyanın katı, hesapçı ve gri çarkları arasında ezilen insan ruhunun en görkemli isyanıdır Don Kişot. Bu eser, paslı bir zırhın içine saklanmış basit bir komedi değil; aksine, hayal gücünün o kırılgan zarafetinin, kaba ve bayağı gerçeğin duvarlarına çarpıp parçalanışının kanatan trajedisidir. Cervantes, okuru deliliğin o uçarı sınırlarında dolaştırırken aslında çok daha karanlık bir varoluşsal krizi yüzümüze vurur: Sıradanlığın kutsandığı, çıkarların her şeyin üstünde tutulduğu bir çağda, kendi yarattığı o soylu ve ütopik anlama tutunmaya çalışan insanın mutlak yalnızlığı... Sancho Panza’nın toprağa, salt gerçeğe ve gündelik menfaate sıkı sıkıya basan ayakları, toplumun o boğucu "akılcılığını" temsil ederken; şövalyemizin gökyüzünü yırtan cılız mızrağı, içimizde çoktan kendi ellerimizle boğduğumuz o masum çocuğun feryadıdır. Yel değirmenleri yalnızca birer taş ve ahşap yığını değildir; onlar insanın umutlarını ezen, inançlarını öğüten ve bizi o sıradan yığınların itaatkar bir parçası olmaya zorlayan acımasız hayatın ta kendisidir. O devasa pervanelere doğru atılan her çaresiz çığlık, aslında dünyanın çirkinliğine ve yozlaşmışlığına teslim olmayı reddeden onurlu bir ruhun direnişidir. Bizler ona gülüp geçerken, o kendi hakikatinin yükünü tek başına sırtlanan o güzel ve bilge delidir. Spoiler!! O uzun, yıpratıcı ve alay dolu yolculuğun sonunda yanılsamaların perdesi yırtılıp da o çıplak, soğuk "gerçeklik" odaya dolduğunda; insanın boğazında düğümlenen o hüzünlü teslimiyeti özetleyen şu satırlar, edebiyat tarihinin en şefkatli ama en sarsıcı vedalarından biridir: __"Geçen yılın yuvalarında bu yılın kuşlarını aramayın artık. Ben bir zamanlar La Manchalı
İnceleme
Don KişotMiguel de Cervantes · İskele Yayıncılık · 202127,5bin okunma
Aydın Aslında Kötü ve Vicdansız Biri mi?
Puan vermedi
Film Aydın’ı vicdansız ve mülkiyet sahibi bir üstten bakışla okusa da aslında durum böyle değildir. Aydın ve Nihal birbirinin zıttı iki karakteri temsil etmektedir. Metaforik olarak Aydın’ı bedenin beyni Nihal’i ise kalbi olarak düşünebiliriz. Aynı çatı altında yaşamış olsalar bile Aydın geçmişinde büyük şehirin kaotikliğini ve çıkarcılığını görmüş Nihal ise köy yaşamında iyiliğin kurtarıcı gücüne inanan farklı bir perspektifle hayatını idame ettirmektedir. Aydın’ın hayır işlerine yaklaşımının şüpheci ve sistemli oluşu eleştirilse de aslında kısmi noktalarda doğruluğu yansıtmaktadır. Aydın’ın yardıma muhtaç kiracılarından Hoca Hamdi ile arasında geçen “Keşke benim de kendimi kandırma eşiğim seninki kadar düşük olabilseydi.” Diyaloğunu Bourdieo’nun kültürel sermaye ve sembolik şiddet kavramları üzerinden okumak mümkündür. Aydın, okumuşluğu, tiyatrocu geçmişi ve entelektüel birikimiyle yani kültürel sermayesiyle hayata sorgulayıcı, şüpheci ve yukarıdan bakmaktadır. Bu sebeple mevcut duruma yaklaşımı Köyde hocalık yapan Hamdi’den daha boyutludur. Hamdi ise köy hayatında yoksulluk gibi zorlu bir ekonomik mücadele vermiş ve daha vicdani temelli olaylara yaklaşmaktadır. Aydın’ın bu söylemi Hamdi’yi Sembolik olarak “cahil” damgalamasına maruz bırakmaktadır. Aydın; odasında gazetede köşe yazıları yazan, evli, kız kardeşi ile yaşayan, yardımcıları bulunan ancak yalnız bir adamdır. Bu yalnızlık onu köşe yazılarının dışındaki dünyaya da yabancılaştırmıştır. Nihal genç yaşta kendisinden yaşça büyük biri ile evlenmiş elinde yalnızca yardım ve hayır işleri bulunan ve yıllarını boşa geçirdiğini düşünen bir kadındır. Bu iki karakteri Gramsci’nin "Geleneksel Aydın" ve "Organik Aydın” kavramları ile açıkladığımızda Aydın, geleneksel aydın Nihal ise organik aydın olarak
Film
Kış UykusuNuri Bilge Ceylan · Doğan Kitap · 042 okunma
Hakikatin İntiharı ve Zihnin Sessiz Çürümesi
6/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Kapağını usulca kapattığımda, parmak uçlarımdan ruhuma yayılan o dondurucu soğuğu, o tarifsiz çaresizliği iliklerime kadar hissettim. 1984, distopik bir evrenin çok ötesinde; insanın en temel sığınağı olan zihninin, kendi elleriyle yarattığı bir sistem tarafından nasıl lime lime edildiğinin o kan donduran otopsisidir. Orwell, bize sadece totaliter bir rejimin acımasız mekaniklerini anlatmaz; asıl dehşeti, o mekanik dişliler arasında ezilen insan onurunun, hafızanın ve sevginin sessizce buharlaşmasında bulur. Geçmişin silindiği, kelimelerin hadım edildiği ve gerçekliğin her gün yeniden, sistematik bir yalanla kurgulandığı o kurşuni dünyada, insanın en büyük kırılganlığıyla yüzleşiriz. Bizler, düşüncenin ve birey olabilmenin asil bir direniş olduğuna inanırız. Oysa yazar, o derin ve sarsıcı kalemiyle, etten ve kemikten ibaret olan insanın o karanlık zaafına ayna tutar: Yeterli acı ve korku karşısında her inancın, her sadakatin nasıl da kolayca tuzla buz olabileceğine. İnsanın kendi varoluşuna yabancılaşması, sevdiklerinden bile şüphe edecek o paranoyak yalnızlığa itilmesi, asıl cehennemin yeryüzünde, tam da içimizde inşa edildiğini gösterir bize. En trajik olanı ise, ruhu lime lime edilen bireyin zamanla kendi celladına duyduğu o hastalıklı, çarpık şefkat ve teslimiyettir. Gerçekliğin dışarıdan dikte edildiği, doğru ile yanlışın birbirine karıştığı ve yalanın kutsandığı bir düzende, insanın kendi aklına tutunabilmesi, varoluşunu savunmasının yegane yoludur. Ancak roman, bu isyanın bedelini o kadar ağır ve tavizsiz bir şekilde ödetir ki, okur olarak içimizde filizlenen o cılız umut bile sayfa sayfa o kasvetli karanlığa gömülür. Kitabın bize öğrettiği şey ise şudur; Hakikat; üzerine titrenmesi gereken, eğilip büküldüğünde veya kaybedildiğinde bir daha asla geri gelmeyen
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
8/10
··
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:45
2000 yıl önce yazılmasına rağmen bugün hâlâ çok güncel. Hayatta her şeyi kontrol edemeyeceğimizi, önemli olanın olaylara verdiğimiz tepki olduğunu hatırlatıyor. Sakin kalmak, duygulara kapılmamak ve iyi bir insan olmaya odaklanmak üzerine çok basit ama güçlü fikirler var. Kısaca, hayatı daha bilinçli ve dengeli yaşamayı düşündüren bir kitap.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma